|
GAY'LER Pembe Devrimin Militanlari
Cengiz Erdinç
Biri M. 40 yasinda, meslek sahibi bir gay. Yillarca en yakin arkadasindan bile gizledi
Digeri C. Yasi 22, gay'liginin kitabini yazdi. Üstelik hiç çekinmeden ``ben i...yim'' diyerek
Bu cesur çikis, genç gay'ler arasinda yayiliyor. Eski kusaksa kösesine çekilip olanlari izliyor
Geçen hafta sessiz sedasiz piyasaya çikan `Bir Escinselin Siradan Hikâyesi' adli kitap bir yasam
öyküsünün ötesinde anlamlar tasiyor. ``Merhaba, ben kitabin kapaginda sahte ismi geçen "i...yim'' satirlariyla baslayan bu kitap küçük yasta akrabalarinin istismarina ugrayan, ünlü bir tarikat seyhi tarafindan `kapatilan', bir dönem vücudunu satarak geçinen, kötü denebilecek her seyi yasayan C.'nin alabildigine sarsici ve gerçek hikâyesi. Daha fazlasi da var. `Devrim Yilmaz' ismini kullanan 22 yasindaki bu `gay'in yasadiklarini, düsündüklerini ve hissettiklerini olanca çiplakligi ile anlatiyor olmasi, çilginligi ve kural tanimazligiyla bilinen gay toplulugu için bile fazlasiyla cesur bir çikis.
Fakat bu, bir tesadüf degil. 1993´te valiligin `genel ahlaka aykiri' oldugu için yasakladigi `Cinsel
Özgürlükler Haftasindan' beri çok sey degisti. Istanbul'da düzenlenen Habitat toplantilarinda `bayrak açan' Lambda Grubu, 1 Mayis'a açikca katılan KAOS GL grubu, Güzistanbul ve Baharankara gibi kalabalik gay toplantilari ve radyodaki %100 GL programı gibi dönüm noktalari var.
Yasanan degisim, gay´lerin giderek `örtüyü aralamalarini' saglarken, özellikle Internet´in
getirdigi iletisimle hizla biçimlenen ve kalabaliklasan gruplar pembe bir ihtilalin ilk
taslarini dösüyor... Söz konusu olan `yeni kusak' gay´ler. Fikirleri ve tarzlariyla gay dünyasinda
epeyce degisiklige yol açiyorlar. Kadinsiligi, aktif-pasifligi, gecelik iliskileri, dayanismayi,
laço-lubunya gibi kavramlari ve buna benzer bir dizi `meseleyi' tartisip sorguluyorlar. Tartismanin ana odagini ise cinselligin nereye konacagi meselesi olusturuyor. Yeni kusak, kimliklerini cinsel bir tanim olan `escinsellik'le degil, bir yasam tarzi oldugunu söyledikleri `gay'likle tanimlamayi ve adlandirmayi tercih ediyor. Elbette isler bu kadar kolay bir biçimde yürümüyor. Yabancilarla konusmakta zaten dikkatli ve tereddütlü olan `gay'ler daha önce çok `çektikleri' gazetecilerden de fazlasiyla ürküyorlar. Istekleri anlattiklarinin, örtülü ya da açik bir `maço' dislinin çarklari arasinda ezilmemesi. Bazen sözcüklerin dizilisi, imalar, ya da `ifsaya' yönelik çabalar bile bu açilimi sekteye ugratabiliyor. Bu yüzden, bu yazida konusulan, bilgi alinan ya da görüslerine basvurulan çok sayida gay´in isimlerini ve resimleri yer almiyor.
`Açilma'
Gay´ler için en önemlisi `açilma' konusu. Eski kusaga fazlasiyla çilginca ve riskli gelen `kimligini
gizlememe' yeni kusak gay´ler arasinda daha fazla taraftar buluyor. Devrim Yilmaz da bunu özellikle vurguluyor. ``Toplu tasima araçlari gerçek anlamini biz binince buluyor'' diyecek kadar neseli bir dille yazdigi kitap için `içimi bosalttim' diyor. ``Kimseye kalkip benim yasadiklarimdan örnek alin demek istemiyorum, ukalalik da yapmak istemiyorum. Kimseye ders vermek için yazmadim bu kitabi. Ama her insan kendinden bir sey bulabilir'' diyor. Gerçek ismini kullanmamasini ise `gay'ligini gizlemek degil, ciddi tehditlerle açikliyor. ``Hiçbir zaman gay´ligimi
açiklamakta tereddüt etmedim'' diyor. Ancak 28 Subat'ta da ün kazanan tarikat seyhiyle ya da
Türkiye'nin en ünlü `hafizlarindan' biriyle yasadiklarini bütün çiplakligi ile anlatiyor olmasi,
daha kitabin yazim asamasinda ciddi tehditlere yol açmis: ``Kafama silah dayayabilirlerdi ve ben ikinci kitabimi da yazmak istiyorum'' diyor.
'1 Mayıs'ta Meydanlarda'
KAOS GL'den Ali Erol gay dünyasındaki bu hareketliligin bir sürecin dogal sonucu olarak gördüklerini söylüyor. Kişisel çıkışların yerini, kadın ve erkek eşcinsellerin bir araya gelerek oluşturdukları KAOS GL ve Lambdaİstanbul gibi gruplara bıraktıgına dikkat çeken Erol, gay topluluklarının sosyalleşme ve açılma sürecine " varolma ve yaşama istegimizin diger toplumsal özgürlüklerle birlikte mümkün oldugu gerçegini hiç unutmadık " sözleri ile destekliyor. Erol " bu bilinçte bizi yaşadıgımız alanlardan hareketle diger toplumsal kesimlerle iletişim ve etkileşime götürdü. KAOS GL grubu olarak özellikle 1 Mayıs ve 9 Kasım gibi toplumsal eylemlere, açık eşcinseller olarak katılmamız kamuya açılma tespitini daha da anlamlandırıyor" diyor. KAOS GL öncelikle bütünsel bir toplum hayatına ilişkin düzenlemeler talep ederken, özellikle Anayasa'nın 10. maddesindeki ayrımcılıgı yasaklayan maddeleri 'cinsel yönelim hakkının' eklenmesini istiyor.
'Bu, çılgınlık!'
Peki yeni kuşak gay'lerin 'coming-out' olarak adlandırdıgı 'açılma' politikası için eski kuşak ne düşünüyor? 40 yaşında serbest meslek sahibi bir başka gay, M., olup bitenlerin o kadar da iç açıcı olmadıgını hatırlatıyor. Hele hele 'açılma'nın bir çılgınlık oldugunu düşünüyor. "en yakın arkadaşıma bile gay oldugumu bundan 2 yıl önce söyleyebildim. Çocuk şoke oldu. Çünkü beraberce çapkınlık yapardık. Ama kariyer sahibi biriyim ve meslegim benim için çok önemli.Tercihlerimin meslegimin önüne geçmesini istemiyorum. Gay oldugunu açıklamak bir yana, farkedilmesinin bile sonuçları bile fazlası ile agır. "Aşagılama ve küçükseme ile karşılaşıyorsun. Yarım insan gözü ile bakıyorlar. En kötüsü bu." M.'ye göre gay'lerin sadece bir araya gelmesi, tutarlı degil. "Bu belirli noktalarda şikayet ettigimiz ayrımcılıgıda dönüşüyor. Azınlık bir topluluksanız kendi dilinizi ve kendi zevklerinizi oluşturuyorsunuz. Bu da bir kapalılık ve kısır döngü oluşturuyor." M. gay'lerin henüz bir 'etkin azınlık' degil, 'cinsel azınlık' oldugunu söylüyor. Belki eski ve yenik kuşak gay'lerin ortak şikayet noktası da bu. Gay'ligin cinsel tercihlerle, davranış biçimleri le özdeşleştirilmesi. M.'ye göre bu, gay dünyasını aşagıya çeken bir şey.
'Fast-food gay'ler'
Gay'ler içindeki kuşak farklılıgı zannediliginden çok daha derin. M. yeni kuşak gay'ler için umutlu degil. Hızlı iletişim kurabildikleri, yalnız olmadıkları için daha şanslı olan yeni kuşagın fazlasıyla 'tüketici' oldugunu düşünüyor. "Bizler o kadar gizli yaşadık ki, bunu nerede ise bir hastalık olarak görüyorum. Oysa yeni kuşak farklı. Çok çabuk eş degiştiriyorlar, insanları, mekanları, eşyaları çok hızlı tüketiyorlar. Kendilerini kasmıyorlar. Fazlasıyla 'fast-food' bir gençlik..." M.'nin umutsuzlugu aslında basit olan isteklerine de yansıyor. "Sevgi ve aşk herkes için degerli. Bir el ele tutuşma gibi bir şansımız yok. Bunun ne demek oldugunu bilemezsiniz, yaparsanız çok fena aşagılanıyorsunuz. Oysa ben sorunlarını halletmiş bir ülkede sevgilimi koluma takıp dolaşmak isterdim. Evlilik hakkı ve çocuk sahibi olma hakkını yasal olarak almak isterdim. Çocuk deyince benim içim cızlar. Hiç olmazsa evlat edinme hakkı olabilmeli." Fakat M. bu isteklerinin bile fazlasıyla lüks oldugunu düşünüyor: "Türkiye'de hiç kimse insanca yaşamıyor ki, biz yaşayabilelim. Belki 30-40 sene sonra Türkiye'de de olacak. Ama ben görebilecegimi sanmıyorum." M. gay'lerin 'eglence' ile bir tutulmasını da pek saglıklı görmüyor. "Gay'ler genellikle hizmet sektöründe yer alıyorlar. Elbette neşeli insanlar, eglenceli insanlar. Ancak bu özelliklerini ticari bir meta haine getirdikleri zaman olay igrençleşiyor. Karganın bile çıkarmayacagı sesleri çıkaran bazı şarkıcılar gay diye tutuluyor. Ancak bu insanlar kötü örnek oluyorlar." M.'ye göre bu, pek tesadüf sayılmaz. Gay'ler pek fazla düşünmeden çok para harcayan insanlar.
'Gay ekonomisi'
Bu, Avrupa ve ABD'deki gibi büyük bir gay ekonomisinin ip uçlarını'da veriyor. Gay'ler giderek büyüyen bir topluluk olarak güçlü bir ekonomiye sahipler. Alışveriş ettikleri magazlardan yemek yedikleri lokantalara, giyime, kozmetige ve elbette barlara uzanan büyük bir zincir söz konusu. Yeni kuşak gay'ler bundan pek de habersiz degil. Maskelibalo.com adresinde yer alan bir yazıda bu güçün tanımı ve potansiyeli yeteri kadar açık seçik bir biçimde ifade ediliyor: "...yine de öyle bir bilinç oluşmalı ki; gay'leri açıkca aşagılayan bir gazete alınmamalı. Giyim firmasının ürünleri boykoy edilmeli, buna benzer tüm kişisel bilinç seviyesi yükseltilmelidir.... Kişisel olarak da haber alan ve bilgiye erişebilen herkes kendi kararı ile ama sonuçta toplu olarak bu sonuca ulaşabilir...." Peki yeni kuşak gay'ler ne düşünüyor? 24 yaşında yüksek egitimini sürdüren T. Türkiye'de bir 'kültür şoku' yaşandıgını ve İstanbul'un "Türkiye'nin Amsterdam'ına" dönüştügünü düşünüyor.
'Amsterdam gibi..'
"Kişisel olarak Türkiye'deki koşullar giderek rahatlamaya başladı. İnternet, gay toplulugunu çok farklı bir noktaya getirdi. Ülker sokak'ta travestilerin coplanması gibi konular dışında biraz mezun olduk gibi hissediyorlar." Ancak T. iletişimin ve gay kimliginin fazlasıyla 'seksüel' bazda oluşmasından rahatsız. "Bir kimlik tanımında cinsiyet degil, seks çok önde. Gecelik ilişkiler yaşanıyor. Bu, toplum içinde gay'lerin yol almasını bozuyor." Yeni kuşagın daha çok kendini ifade etmeye yöneldigini söyleyen T. "Sınıflandırmalar cinsel davranışla geliyor. Aktifim-pasifim gibi bir gruplamaya gidiyor ki, normal olarak öyle bir şey yok. Erkek-kadın rollerini kendi kimliklerine yansıtıyorlar. Oysa yeni kuşak belki 'üçüncü cins' gibi her durumun olabilecegini düşünüyor." T. yeni jenerasyonun iletişim olanakları sayesinde dünya gay'lerinin deneyimlerini paylaştıgını ve bunun bir evrilmeye yol açtıgını söylüyor. "Eski jenerasyon kendi kabuguna çekilip yenilikleri yan gözle izliyor. Oysa bu, bir evrimdir. İnsanlar dışarıda kendilerini, duruşlarını ortaya koyma anlamında bir evrim yaşıyorlar. Gay oldugunu ifade etmek için artık takılara, dar tişörtlere ihtiyaç yok."
'İ...' tartışması
Yeni kuşagın ilginç yaklaşımlarından biri, kavramlar ve sözcüklerde beliriyor. Örnegin şimdiye kadar bir aşagılama, küçümseme ve hakaret içeren 'i...' kelimesinin sahiplenilmesi. T. buna 'anlam iyileştirmesi' diyor. "Artık gay'ler bunu sahiplendiler. Ve kullanıldıkca bu anlama gelmeyecek. Tıpkı 'queer' kelimesi gibi..." Laço-lubunya gibi klasik tanımlar yerine yeni kuşak, genel olarak gay kavramını kullanmayı tercih ediyor. KAOS GL dergisindeki bir makalede gay kavramının sistem tarafından fazla 'içselleştirilmiş' olmasının tehlikelerini dikkat çekilirken, 'pürüzsüz', beyaz, psödo-Yunan mermer benzeri şekillendirme ile 'gay vücut faşizminden', risklerinden söz ediliyor ve bunun ırkçılıga varabildigi hatırlatılıyor. Buna itiraz eden gruplarda var. Türkiye Ayıları kendilerini, medyanın direttigi erkek güzellik anlayışının aksine, kendisi ile barışık erkek eşcinsel ya da biseksüel olarak tanımlıyorlar. Elbette bu; sakal, bıyık ve bazen göbek demek. "Biz kendilerine 'Türkiye Ayıları' diyen bir grup insanız. Hiç bir kulüp, dernek, vakıf, örgüt, ticari kuruluş ile bagımız yok. Belirli bir mekanımız, belirli buluşma yerlerimiz yok..."
'AB Hakları'
Gay toplulukları, internet ile sagladıgı iletişimi uluslararası alanda taşıyor. Hiç kuşkusuz bu, Avrupa Birligi'nde 90'lı yıllar boyunca alınan bir dizi kararın, Danimarka'da 'evlilik hakkıyla' başlayan ve Norveç'de 'eşcinsel evlilik yapan hükümet üyeleri ile' zirveye tırmanan sürecin dikkatle izlenmesi anlamına geliyor. Gay ve lezbiyenlere evlilik hakkı, evlat edinme hakkı gibi bir dizi düzenleme, gücünü gay hakları = insan hakları formülü ile özetlenebilecek Amsterdam Anlaşması'ndan alıyor. Türkiye'yi de ilgilendiren bu anlaşma belki de pembe devrimin gelecegini gösteriyor.
'Neydi, Ne oldu?'
- Beyoglu'nda hortumla dayak yiyorlardı.
Şimdi arka sokaklarda da olsa el ele dolaşabiliyorlar.
- Çok sınırlı mekanlarda toplanıyorlardı.
Şimdi kendi mekanları var.
- Eglence yerlerinde istenmiyorlardı.
Şimdi gittikleri yerler, gözde mekanlar.
- Gizlilik herşeyden önemliydi.
Şimdi kimliklerini açıga vurmaktan çekinmiyorlar.
- Barlarda işaretleşerek tanışırlardı.
Şimdi internet'te rahatça tanışıyorlar.
- Efeminelik revaçta idi
Şimdi herkes oldugu gibi davranıyor.
'Avrupa'da Haklar Savaşı'
- Eşcinsellerin evlilik hakkını ilk elde ettigi Avrupa ülkesi Danimarka.
- Norveç'te 1993 yılında onaylanan bir yasa, eşcinsellere evlenme olanagı saglıyor.
- Belçika'da eşcinsel çiftlerin evlenebilmesini saglayan yasa 1 Ocak 2000'den itibaren yürürlükte.
- Almanya'da eşcinsel çiftlerin evliligini saglayan yasa Agustos 2001'de yürürlüge girdi.
- Hollanda'da 1 Nisan 2001'den itibaren yürürlüge giren yasadan sonra 6 ay içinde 2000 eşcinsel çift evlendi.
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ordudan ihraç edilen eşcinsellerin başvurusu üzerine İngiltere'yi tazminata mahkum etti.
- Fransa'da evli olmayan çiftlere haklar saglayan ve eşcinselleri'de kapsayan yasa, Ekim 1999'da çıktı. Yasa çiftlere ortak vergi beyanı, miras, borçlanma gibi konularda haklar saglıyor.
'İnternette Gay ve Lezbiyenler'
www.eshcinsel.net
www.ayilar.net
www.kaosgl.com
www.ibnistan.net
www.delidivane.de
www.legatoboun.com
www.maskelibalo.com
www.lambdaistanbul.com
www.geocities.com/glbtsiteler
Tempo Dergisi: http://www.tempodergisi.com/index.php?id=7
|