AHMET TULGAR Antalya
Alman turist iri kıyım adamın ardından bağırıyor:
"Ahmet, komm her (buraya gel)".
Yanına gittiğinde kadın adamın pazısını tutup sıkıyor, şaşkın
bir ifadeyle poposuna bir şaplak indirip kahkayı patlatıyor.
Tatil köyünün tenis kortlarının arkasındaki çim sahada aynı iri kıyım
adam, bu kez kendisinden daha iri yarı başka adamlara Fransızca bir şeyler
söylüyor. Bunun üzerine adamlardan bazıları oturuyor, ikisi
"harmandalı" oynamaya başlıyor, ikisi güreş tutuyor. Biri
pandomim yoluyla bir şerbetçiyi canlandırıyor. Bu arada alana hoparlörlerden
at kişnemeleri ve Osmanlı müziği yayılıyor.
Evet, pazıları Alman turist kadınlar arasında heyecan uyandıran,
arkadaşlarıyla Fransızca konuşan bu adam Kırkpınar'da sekiz kez altın
kemer takarak Cumhuriyet tarihinin yağlı güreş rekorunu kıran Ahmet Taşçı.
Hani, kısa bir süre önce patlak veren "eşcinseller Kırkpınar'a
gitsin mi gitmesin mi" konulu tartışmalarda liberal tutumuyla hem müstehzi
tepkilere hem de övgüye hedef olan ünlü sporcumuz.
Paris'te sahne alacak
Soyunun Osmanlı hanedanına dayandığını söyleyen, tiyatro meraklısı
bir tekstilci olan Pierre Guiarchon'nin prodüksiyonuyla Ekim'de Paris'te
sergilenecek "The Bashpelivanns of Turkey" oyununun provaları için
arkadaşlarıyla Antalya'ya gelen Ahmet Taşçı fırsat bu fırsat "şu
eşcinsellik" konusuna bir açıklık getirmek istiyor:
"Şimdi bir sporcu seyircinin kendisini ne için seyrettiğini
bilemez. Birisi benim güreş tekniğimi seyreder, bir diğeri vücudumu. Üstelik
bizi sadece eşcinseller ve kadınlar değil erkekler de beğeniyor. Ben bazen
bir güreşçiyi yağlanırken görüyorum, bronz ten, pırıl pırıl parlıyor,
'vay be ne güzel vücut' diyorum. Eşcinsellerin Kırkpınar'a gelmesinde sakınca
görmüyorum."
Taşçı'dan 'kıspet fantezileri'
Taşçı, eşcinsellerin güreş sırasında "kıspet"in içine
giren ellere ilişkin "fantezilerini" ise şöyle anlatıyor:
"Bir güreşçi elini rakibinin kıspetinin içine soksa bile onun
cinsel uzuvlarına dokunmaz. Dokunsa ya kavga çıkar ya da rakibi bağırır
ve hakem faul verir. Bunca yıldır benim başıma bu tür bir şey
gelmedi."
Hakan'a 'cip' tepkisi
Kırkpınar geleneğinin oluşumuna dair efsanenin anlatıldığı oyun için
Fransa'ya gitmeye hazırlanan, bu arada Fransızca replikler ezberleyen
pehlivanlarımız Ahmet Taşçı, Cengiz Elbeye, Mehmet Yılmaz, Hasan Gündoğdu,
Ekrem Yavuz, Kadir Ergin yabancıların yoğun ilgisinden memnun görünüyorlar.
Ama devletin ve spor kamuoyunun desteğinden yana dertliler. Taşçı sitemini
şöyle dile getiriyor:
"Hakan Şükür'ün şu cip meselesini ele alalım. Bir güreşçi
asla bu tür bir terbiyesizlik yapmazdı. Zaten transferlerde trilyonlar alıyorlar.
Ayrıca, ilk kez mi Türkiye bir spor dalında Avrupa şampiyonu oluyor. Güreşçilerimiz,
haltercilerimiz niye unutuluyor?"
Yağlı güreşe çok meraklı olduğu ve her yıl Kırkpınar'a gittiği için
"Ağaların ağası" ünvanı alan Süleyman Demirel'i altın
kemerlerinden birini hediye edecek kadar seven Ahmet Taşçı'nin bir başka gündem
maddesi de yeni Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yağlı güreşe
ilgisinin ne olacağı:
"Elbetteki Cumhurbaşkanı Sezer'i Kırkpınar'a davet edeceğiz, ama
Sayın Demirel'i de davet edeceğiz."
Pehlivanlar orkestrası işbaşında
Oyunda izleyicilere Türk müziğinden örnekler de sunulacak. Oyunun müziğini
çalan müzisyenlerin enstrümanlarını kapan başpehlivanlar aralarında bir
de müzik grubu oluşturmuşlar. Oyunun prodüktörü Pierre Guiacharon'un şefliğindeki
kumpanyanın üyeleri şöyle: Ayaktakiler: Kadir Ergin (tambur), Mehmet Yılmaz
(ud), Oturanlar: Ekrem Yavuz (ud), Ahmet Taşçı (kanun), Hasan Gündoğdu
(darbuka).