Medya'da Türkiye Ayıları

pencereyi kapat      

 

 


Yayınlanmamış hali ile...

Milliyet Gazetesi'ne verdiğimiz ropörtaj biraz değiştirilmiş olarak 17 Nisan 2000 tarihinde yayınlandı. Aşağıda bu ropörtajın kesilmemiş/değiştirilmemiş halini bulacaksınız.


- Ayilar.net kimdir? Sitenizde bahsettiğiniz Ayı ve Ayı hareketi nedir? Amacınız ne?

Ayılar.net ya da www.ayilar.net, bir kulüp değil, dernek değil, vakıf değil, yasadışı suç örgütü ya da ticari bir kuruluş hiç değil.. Belirli bir mekanımız, belirli buluşma yerlerimiz yok. İnternet üzerindeki varlığımız dışında hiçbir şeyi olmayan ama kendi çapımızda birşeyler yapmaya çalışan ve Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan, farklı meslek ve yaşlardan bir grup insanız. Ortak özelliğimiz ise "ayı" ya da "ayısever" olmamız.

Ayılık bir gay alt kültürüdür. Gay kültürden farklı yönleri vardır. "Ayı"lar ise; "genelde iri ya da dolgun (şişman da olabilir) bir vücut yapısına sahip, genelde yüzünde ve vücudunda kıl olan, kendi doğal erkeksiliği içinde bundan memnun olan ve bu erkeksiliğini dışa vuran eşcinsel ya da biseksüel erkeklerdir". Ayılar hiçbir zaman kadınsı davranışlar göstermezler, kadınsı giysiler giymezler. Bu özelliklerinden ötürü kimi zaman (davranışları ya da görünüşleri ile) gay ortamlarda bile kabul görmezler. Ayı Hareketi ise 20 yıl kadar önce bu felsefik düşünce ile "standard gay güzellik anlayışına" bir tepki olarak başlamış. Başlangıçta çok katı tanımlamalar yapılmış ancak daha sonraları ayı tanımlamasının da yeniden gündeme gelmesi ile genelde bir felsefe, bir düşünüş ve yaşam tarzı olarak belirlenmiş. Biz de bu felsefenin Türkiye'deki temsilcileri olmayı amaçladık. Bu düşüncenin ilk temelleri yaklaşık 2.5 yıl önce atıldı, ilk bir araya gelişimiz ise 1.5 yıl idi. Bu 1.5 yıl içinde toplam 10 kere bir araya geldik, kendi aramızda sosyalize olmak, konuşmak, tartışmak ama daha çok yemek içmek dışında bir şey yapmadık. Genel yapımızda ise bol neşe, sıcaklık ve anlayış var. Dışarıdan bize bakan kişilerde ise "uzun süredir birbirini tanıyan, neşeli bir arkadaş grubu" dışında hiçbir tanım oluşturmadık, halka açık yerlerde olduğumuz halde (yüksek sesli kahkahalarımız haricinde) hiçbir özelliğimiz ile kimseyi rahatsız etmedik. İstatistiki açıdan bakıldığında ise hepimiz farklı yaş (20 yaş ve üstü) ve gelir grubundan, %90ı çalışan, %85i üniversite mezunu, %70si en az bir yabancı dil bilen bir grubuz. Tartışma konularımız ise sanıldığının aksine, "çağdaş kentlerdeki bölge planlaması ve alt yapı sorunu"ndan "denizlerimizdeki kirlilik"e; "Türk Sanat Musiki'sindeki çağdaş yorumlar"dan "kilo alma ve (sağlık nedeni ile, mecburiyetten) kilo verme rejimleri"ne kadar değişebiliyor.

- Kırkpınar güreşlerine ilginiz neden? Ayılar ve Gayler için özel bir anlamı var mı?

Kırkpınar özel kişi ya da kurumlara açık bir gösteri değil, 638 yıldır süregelen toplumsal bir olaydır. Herkesin hakkı olduğu kadar bizim de Kırkpınar güreşlerini izleme hakkımız var. Herşeyden önce fiziksel yapımız aksini söylese de biz de sporu severiz ve güreş de takım oyunları kadar gözde olmasa da sevilen bir spordur. Üstelik sonunda kimsenin bıçaklanması da gerekmiyor. Neden Kırkpınar'a tur düzenlediğimiz sorulur ise bunun birden çok nedeni var. İlk neden yurtdışından gelen talepler. Kulaktan kulağa dolaşan haberler nedeni ile güreşleri seyretmek üzere Türkiye'ye gelmek isteyen ve bu konuda bizden yardım isteyen "ayı" dostlar sayesinde bu fikir ortaya çıktı. Biz de biraraya gelip sosyalize olmak için farklı bir fırsat yakalamış olacaktık. Güreşlerin ayılar ve gayler için anlamı ise herhangi bir spor müsabakasından farklı bir anlamı yok. İlla ki cinsellik arayacaksanız, heteroseksüel erkekler için artistik buz pateni, su sporları ya da aletli jimnastik şampiyonaları ne ifade ediyor ise güreş de (kimi) gayler ve ayılar için aynı şeyi ifade ediyor.

- Daha önce Kırkpınar güreşlerini izlediniz mi?

Aramızda bireysel olarak gidip güreşleri izlemiş olanlar var, ancak grup halinde hiç gitmedik. Çoğumuz güreşçileri medyada gördüğü kadarı ile tanıyor.

- Pehlivanlar size neden bu kadar kızmış olabilir? Onların tepkisine ne diyorsunuz?

Pehlivanların hiçbirinin kişisel olarak siteyi gördüğünü sanmıyoruz. Daha çok anlatılan şeyler üzerine fikir belirtiyorlar. Açıkçası medyadaki haberleri yazan kişilerin de siteyi görmüş olsalar bile incelediklerini düşünmüyoruz. Sitede tepki alabilecek bir tek şey vardı, ki o noktadan başlayan olay çok farklı, biraz sonuçsuz, biraz sansayonel bir yöne kaydı. Bizim sitemizin genel bir espri havası var. Genellikle kendimizle dalga geçiyoruz; kimi zaman koyu heteroseksüel bakış açısı, kimi zaman eşcinsel düşmanları, kimi zaman da "ayısevmezler" ile. Kırkpınar sayfalarında da bir (sadece BİR, belirtildiği üzere çok değil) "karikatür" vardı, rakibini cinsel organından yakalayıp havaya kaldırmış bir pehlivan. Kimileri bunu "pehlivanları eşcinsel olarak tanıtıyor" şeklinde yorumladı, kimileri "ahlaksızlık", kimileri ise "komik" olarak. Sanırız pehlivanları rahatsız eden de bu "eşcinsellik" yorumu oldu. Aldığımız tepki üzerine karikatürü kaldırdık, bu yanlış anlaşılma için ise tüm pehlivan ve güreşçilerden özür diliyoruz.

Karikatürü kaldırır iken sayfalarda değişiklik yapmadık, sadece olumsuz etkilenmemeleri amacı ile bu tur için görüşmüş olduğumuz turizm şirketi ve onların anlaştığı yerlerin isimlerini kaldırdık. Şu an o sayfada, daha önceki program ve Kırkpınar Yağlı Güreşleri Resmi Sitesi'nin linkler sayfasında listelenen farklı internet sitelerinden alınmış fotoğraflar kaldı. Eğer bu fotoğraflarda da eşcinsellik teması işleniyor ve pehlivanlara "eşcinsel" deniyor ise yapabileceğimiz tek şey galeri sayfasını tamamı ile kaldırmak olacaktır.

- Sitenizde yer alan "VUF" kelimesinin pehlivanları rahatsız eden bir anlamı olabilir mi? Ya da pehlivanlar sizin kendilerine "kötü gözle" baktığınızı mı düşündüler?

VUF kelimesi, tüm dünyada ayılar arasında kullanılan Türkçedeki "hey!" ünlemine karşılık geldiğini söyleyebileceğimiz bir selamlaşma sözüdür. Başka bir anlama çekilebileceğini sanmıyoruz.

Pehlivanların kendilerine "kötü gözle" baktığımızı düşünmesi konusuna yanıt ancak şöyle verilebilir: "Plajlarda bikinili kadınlara erkeklerimiz kötü gözle bakıyor mu?", "İç çamaşırı ve bikini defilelerinin izleyicileri niye daha çok erkeklerden oluşuyor?", "Niye ülkemizde her yıl 438 tane güzellik yarışması yapılıyor?", "Heteroseksüel erkekler caddede yürürken gördükleri kadınlara hangi gözle bakıyorlar?"...

Soruyu başka bir şekilde sorup "Ayılar pehlivanlara onlara cinsel ilişki teklif edecek mi?" der isek kısa ve net bir cevabımız var: "HAYIR"... Ancak şu da var ki, biz, 639. yılda kimsenin onlara kötü gözle bakmayacağı iddiasında değiliz, tıpkı önceki 638 yılda olduğu gibi. Kötü gözle bakmak isteyen kişiler bunu televizyondaki görüntüleri izleyerek de yapabilirler, gazetelerdeki ya da internet üzerindeki resimlerine bakarak da. 638 yıldır güreşen pehlivanların 639uncu yılda da, diğer yıllarda da güreşeceklerinden eminiz.

- Pehlivanlar kendilerine "ayı" olarak bakıldığını düşünmüş olabilirler mi?

Biraz önce yaptığımız ayı tanımına bakarak pehlivanların "ayı" fiziğine sahip oldukları anlaşılabilir. Ancak fiziksel olarak ayı olmak eşcinsel bir "ayı" olmak anlamına gelmez, biz hepimiz bunu bilebilecek yaştayız (merak ediyor iseniz hiçbirimiz yirmili yaşlardan daha genç değiliz).

- Geleneksel Spar Dalları Federasyonu Başkanı Alper Yazoğlu"nun "Ahlak dışı bir olay" nitelemesine sizin yanıtınız ne?

Sayın Alper Yazoğlu sadece siteden kaldırdığımız karikatürü "ahlak dışı" olarak nitelendirdi, karikatürün dışında sitede 639 yıllık Kırkpınar geleneğine gölge düşürecek hiçbirşey yer almadı. Pehlivanlarımızdan sayın Ahmet Taşçı da aynı karikatüre tepkisini 9 Nisan tarihli bir gazetede çıkan yazıda belirtti. Aynı yazıda sayın Taşçı'nın, "internetteki sayfada pehlivanların bıyıkları kestiklerini belirtmesi" konusundaki düşünceleri de yer aldı. Bu ibarenin "aynı gazetenin bir gün önceki (8 Nisan) tarihli yazısında belirtilmesi" şekline getirilmesi, yazının kaynağının da yine aynı gazetenin 5 Şubat 2000 tarihli arka kapağı olarak belirtilmesi gerekiyor.

- Kırkpınar güreşleri eşcinsellere yasak olabilir mi?

Yağlı güreşler eşcinsellere yasak olsa, güreşleri izlemeye gelen erkek izleyicilerin eşcinsel olup olmadığı nasıl kontrol edilecek?... Böyle bir yasaklama hem potansiyel hem de hukuksal olarak mümkün değil. İnsan Hakları tanımındaki "insan" eşcinselleri de kapsar.

- Yurtdışındaki "ayı" ve "gay" grupları ile ile ilişkileriniz var mı? Bu olayı onlar nasıl değerlendirdiler? Şu an siz ne durumdasınız?

Yurtdışındaki "ayı" grupları ile sağlam bir iletişimimiz var. Ancak aynı şeyi gay gruplar ve organizasyonlar ile sağlayamadık. Yurtiçindeki grup ve organizasyonlar ile de sağlam ilişkilerimiz yok.

Reuters'ın "gayler Kırkpınar'da istenmiyor" haberini tüm dünyaya yayması ile yoğun sayılabilecek bir mesaj bombardımanına tutulduk. Dünyanın farklı yerlerindeki ayılardan destek ve öneri mesajı aldık. İngiltere'deki bir ayı dostumuz bize The Guardian gazetesinin Pehlivan fotoğraflı küpürünü gönderdi.

Yurtdışında bulduğumuz desteği ne yazık ki yurt içinde bulamadık. Hem eşcinsellerin gizli bir yaşam sürmesi gerekliliği, hem de gay organizasyonların yetersizliği (yani olmaması) buna engel oldu. Yine de yoğun bir medya ilgisine (saldırısına) maruz kaldık. Kendi aramızda "ünlü olduk abi, kesin kaset yaparız, hatta klip çekeriz; klipte pehlivanlar olsun zeytinyağları su gibi aksın" şakaları yapmaya başladık. Çekinen kimi arkadaşlarımız bizden ayrıldı, daha önce bizden haberdar olmayan yeni "ayı"lar bizimle iletişime geçti.. Bol miktarda küfür ve hakaret emailleri aldık. Bize ulaşıp da görüş soran medya kuruluşu sayısı bize "ahlaksızlar" diyenlerin sayısının kat kat altında kaldı.

- Bu yıl Kırkpınar'a gidecek misiniz?

Şu an bu soruya "Bilmiyoruz! Sanmıyoruz!" dışında hiçbir cevap veremeyiz. Gelişmeler gösteriyor ki bu yıl Kırkpınar meydanında yoğun bir "ayı" ve eşcinsel avı yaşanacak, hem yerli hem yabancı pek çok kişi itham/afişe edilecek, karşılaşmaları izlemeye gelen her erkeğe şüpheli bakışlar atılacak. Orada olan her erkek potansiyel eşcinsel olarak mimlenecek. Davranış ve görünüş açısından "ayı"ların heteroseksüel erkeklerden hiçbir farkı olmadığı da düşünülür ise...

- Siz kendi aranızda yağlı güreş yapar mısınız?

Tabii ki, hem de haftada 9 gün günde 30 saat, 3 vardiya halinde... "Heteroseksüel bir erkek bikini defilesinden sonra evine gidip bikini giyer mi?" sorusuna verilebilecek yanıt bizim bu soruya vereceğimiz yanıttır.

Bugüne kadar olan buluşmalarımızda, henüz herhangi bir spor karşılaşmasına katılmadık, kendi aramızda bilek güreşi bile yapmadık. Eğer bir gün yaparsak da, bunun daha sosyal sayılabilecek takım oyunları dışında bir şey olacağını sanmıyoruz.


pencereyi kapat