Cenabet garbin, her karisindan süheda fiskiran pir-ü pak vatan
topragimizi serre bogmak için yürüttükleri isgâl girisimlerinin bir
yenisi daha, ahlâkimizin yegâne bekçisi Türk kolluk kuvvetlerinin
cansiperane mukavemetiyle püskürtüldü. Geçen yil, 'etine butuna dolgun Türk
erkeklerini yaglar içinde güres tutarken görmek istiyoruz' seklinde milli
duygularimizi oksayici ifadelerle Kirkpinar'a sökün etmek isteyen ilk oglan
güruhu, her daim uyanik bekçilerimiz tarafindan nasil son anda kapidan çevrildiyse,
isgalci sapkin kuvvetlerin son Kusadasi çikartmasi da ayni sekilde hüsrana
ugratildi. Turist kisvesi altinda karimizin kizimizin, pardon kocamizin,
oglumuzun, yagiz delikanlilarimizin ahlâkina günah tohumu ekme maksadiyla,
hemi de güzide ilimiz Aydin'in düsman isgalinden kurtulusunun 78. yildönümünden
sadece bir gün önce, ilçesi Kusadasi'ndan isgale girisen ecnebi oglanlar ve
onlarin kulamparalari böylece umduklarini bulamadan gemilerine dolusup terk-i
diyar ettiler.
Mahalli kolluk kuvvetlerinin görev askina diyecek yoktu. Vaktinde dahiliye
nazirinin 'küffarin bu sekli asla hudutlardan içeri salinmaya' fetvasiyla
garp dünyasinin yeni taarruz yollarindan haberdar olan Kusadasi Yeniçeri
Ocagi, isgal kuvvetlerini mübarek Efes Kenti'ne ilerleyemeden durdurmada
muvaffakti. Limandan Efes'e gitmek üzere otobüslere dolusurken yüzlerindeki
muzaffer edanin, yoldan geri çevrilip denize dökülmek üzere limana geri
postalanmalarindan sonra ne hâl aldigini tahayyül ediniz. Isgal hareketinde
oglanlara yataklik eden yerli isbirlikçi gavur tohumlari da agizlarinin
payini aldi. "Bunlar çok seker insanlar", "Bize ne beserin kiçindan
basindan", "Kusadasi bir saatte en az 1 milyon dolar kaybetti"
çigliklariyla kolluk kuvvetlerini kandirmaya çalisan 'turist operatörü'
kimligindeki isbirlikçilerin oyunu sökmedi. Kisacik sortlarinin açikta
biraktigi süt beyazi bacaklarin, takip takistirilan incik boncugun tehditkâr
salinislarinin, saga sola fütûrsuzca dagitilan tebessümlerle verilen 'Ey Türk,
gel beni bagrina bas' mesajlarinin farkindaydi cümle Kusadasi ahalisi.
Bu nevi küffardi ki, asirlardir Türk'ün iffetine nüfuz etmeye çalismis,
nifak ve desise ile mübarek Türk-Islam sentezini tahribe yeltenmistir. 800
yillik cihan imparatorlugunun mübarek sokak aralarindaki hamamlarda 'tokmakçi'
ve 'hamam oglanlari'nin is gördügünden tutun da, birçok konak beyinin
acima hissiyle kol kanat gererek yanibasinda istihdam ettigi fukara 'tütüncü'
çocuklardan 'faydalandigi'na ve hatta yedi düvele nam salmis, dünyayi
atlarinin nallari altinda hallaç pamugu gibi atarak titretmis Osmanli
sultanlarinin, oglanci olduguna dair pek çok safsata isbu gavurun
uydurmasidir ki; aziz atalarimizin mezarlarinda ters dönmelerine sebebiyet
vermislerdir.
Onlar degil midir ki fuhusu, hashasi, muzir nesriyati, mafyayi kullanarak
koskoca bir imparatorlugu tarumar eden!
Ne dogru söylüyor, MHP Istanbul Mebusu Sayin Mehmet Gül Efendi:
"Escinseller ikinci, üçüncü siniftir. Milli kültür ve toplum bünyesinde
sok etkisi yaratacaklari için zararlidirlar. Türkiye'yi o kadar görmek
istiyorlarsa, Efes veya Kusadasi yerine kisa süreli Cihangir'e
ugrayabilirler."
Artik yagma yok! Sanli Kusadasi muharebesi, zaferin baslangicidir. Amma
velakin küffarin isgal emellerinden vazgeçtigi zannina kapilinmamali.
Nitekim, bu garabetin uzandigi kuzey kiyilarimizdan gelen haberler hiç de
ferahlatici degildir. Vakif oldugumuzda yüreklerimize kan aglatan haberlere göre,
mevcut Dahiliye ve Turizm Nazirlari, garbi meslektaslarinin serrinden ve bunun
mali tazyikinden korkmus olmalilar ki, bu isgalci kuvvetlerin tam 547 sene
evvel kendilerinden alinan Istanbul'a ayak basmalarina ve dahi her derde deva
Türk lokumunu damaklarindan tatli tatli emerken yagiz Türk delikanlilarinin
iffetini tehdit etmelerine boyun egmislerdir. O yagiz Türk delikanlilari ki;
yapili vücûdlari ile tüm dünyada essiz ve benzersiz olup... Neyse, bu
konuda konusmayalim da, bizim de adimizi mahbubpereste, mazur görünüz
tabiri amiyane ile ifade eder isek, oglanciya çikartir bu gavurun dölleri...
Havsalamizin almadigi sudur ki; ey kendini kaybetmisler, her seyi gördünüz
de bir gavurun oglani mi kaldi ki, tutturursunuz illa da bu gemi yanassin,
birbirlerini kameralar önünde agizdan öpmekten bir nebze imtina etmeyen bu
sapiklar, melvütler, lavitler ve faili livatalar gözümüzün önünde
dolassin. Çok görmek istiyorsaniz kalkin bunlarin memleketine gidin beyler!
Bu arada ceridelerden aldigimiz havadislere bakilirsa bu oglan gavurlarin
maslahatgüzarlari girmis içine, devleti alîmizin degerli büyüklerini
adeta tehdit etmistir. Ve ne acidir ki; yüce devletimiz bu baskilara boyun
egmis, demin de ifade ettigimiz gibi sapik keferenin aziz Istanbul topragina
ayak basmasina izin verilmis, hatta ayaklarinin altina kirmizi hali
serilmistir. Acep, bizim haberimiz olmadi da memleket ABD mandasi mi oldu?
Buna mukabil, vatanperver, dinperver ceridelerimizin bu menfur hareketten tek
bir satir ile bile dahi bahis açmamis olmasi bizi yaralayan bir diger
husustur ki; bunu da tasvip etmemekteyiz.
Makalemizi sanli Türkiye'nin Dahiliye ve Turizm Nazirlarina seslenerek
nihayetlendirmek arzusundayiz: Beyler, bu millet size ahlâkini, malini, mülkünü,
babasini, oglunu, yigenini, maçosunu, çetecisini, Ismail Türüt'ünü
emanet etmistir. Bu basibozukluktan tez dönülmedigi takdirde bu millet sizi
alasagi etmeyi bilecektir. Sunu bilesiniz ki; Türkün oglani olmaz! Türkün
içinden "ah o gemide ben de olaydim, açik denizlere yol alaydim"
diyen çikmaz. Bu millet tarihten bu yana sapina kadar erkek yasamistir ve öyle
kalacaktir.
Uyan ey ehl-i vatan! Gün Türk'ün oglancilikla imtihan günüdür. Gün
bugündür ve siarimiz sudur: Vatan, millet Kusadasi!
Oktay Ayan