|
Pazar, 9 Temmuz
"Poyrazköy, Mangal.. Dönüş
Yolu"
Eh, akıl bu ya, İstanbul’da denize girmek istedik. Mümkün
mü?… Bi yer varmış, biraz uzakmış ama olsun gidermişiz. "Ordaaa
bir köy var, uzaaaktaaa. O kööööy, bizim köyümüzdüüüüür"
dedi Papa ve Husbear.. Dört
araba takıldık peş peşe. Git Allahım git; git git bitmiyo…
Poyrazköy tabelasını gördüğümüz ana kadar, yüzlerce kere
“offf! Sıcaaaaaaakkk”, “göbeğim eriyecek walla”, "bu şişe
de boşaldı, başka su yok muuu?" gibi şikayetler
dinledik. Vardık sonunda. Pazar günü, kalabalık, bi baktık girişe yakın
plajda bize uygun yer yok. Oraya bakın, buraya bakın, sonunda bi yer
bulduk kendimize. Oramıza buramıza taşlar, kayalar battı, biraz
yosun vardı… “Olsun, buraya kadar geldik, ne olursa olsun giricem
denize”, “Hobareeeeyy!!!”, “Olm, sıçratma lem!”, “Brrrrr,
soğuuuukkkk!”, “Bakın burası boyu geçmiyo!”, “Ama senin
boyun bir doksanbeş”, “Bak şöyle dur, hah kıpırdama, göbeğin
seni su yüzünde tutar!”, “Hah, bi deve güreşi eksikti, ayılık
etmeyin len!”, “Yaw bu adamlar kesin tanıdı bizi, baksana aciip
ilgi gösteriyolar, onlar da mı ayı acep?”… Deniz ile, güneş ile
geçen saatler, sululuklar, kahkahalar… Yorulma değil ama acıkma ve
yeniden yola düşüş… Dağ başında orman içinde mangal (yok
meraklanmayın, biz yakmadık, yakılmış geldi), "sizi şööle
alalım", "daha yakın bi yer yok muydu?", "olmaz,
orada aileler var"... "Hö?", "E biz de
aileyiz", "??!!".. Bebekayı’nın pişirme
görevini üstlenip her yanını is etmesi, doymamak, ağaçlar arasında
yürüyüşler, otlar üstünde uyuklama, tuvalet sırası bekleme,
yorgunluk, eylemsizlik isteği (ya da kıçlarımızı kaldıramama),
zar zor İstanbul’a dönüş…
Apar topar yemek, koşuşturmaca, acilen İstanbul’u
terk etmemiz gerekliliği, önümüzde uzun bir yol. “Gece ikide
Ankara’dayız”…. Yok yaa! Olmadı işte… Önde Mem`d ve Baby,
arkada Super-Super’s ve Orion yola çıkıldı. Günün yorgunluğu,
yolun uzunluğu, kapanan gözler.. Orion kulaklığı ile cama yaslanmış,
Mem`d ise ayakları tavanda (!!??) uyumuş.. o halde iken polis çevirmesi… Bolu’da
uzun bir yemek-tuvalet molası… Tekrar yola çıkış… Ankara’ya
yaklaşırken şoför Bebekayı’nın uyuma kararı… 1 saat planlanan
uykunun 3 saat sürmesi… Bebekayı’nın yüksek tonlu horultuları
nedeni ile uyuyamayan Super ve Super’s’in yakınlaşma (?!!) çabalarının
Orion’un ezilmesi ile sonuçlanması… Sonunda Ankara’ya varış,
patilerin ‘hoşça kal’ için sallanması..

Veda… "İki ay sonra görüşürüz"...
Grafikler (c) Go
Fujimoto
Mem`d ali: Tasarım/Logo/İçerik, Superbear:
İçerik
Lütfen izinsiz kullanmayın.
|