|
Cuma, 7 Temmuz
"Yol... Fujimoto"
Benzinlikte durduk. Dördümüz birden indik arabadan (Superbear,
Super's_bear, Babybear ve Mem`d_ali). Tüm benzinlik çalışanları
"zavallı araba" der gibisinden baktılar. Sonra pompacı
geldi: "Siz kardeş misiniz? Şu hariç çok benziyorsunuz"
dedi. "Evet, International Bear Brothers"diye cevap verdi
Super's. Benzinci anlamadı, hala o 3 koca ayıya ve arada kaynayan bir
zavallıya bakıyordu. "O üvey, onun annesi farklı" dedi bu
kez Super's.. "Haa! Olabilir, o pek benzemiyo zaten. Fulleyim mi
abi?"

Super ve Super's o sıcakta arka koltukta bira içip,
biber dolması yerken Baby ve Memd elele araba kullandılar.
"Gerdanını göbeğini öpe öpe seni", "Gel, yatağıma
gel, penceremi aç", "E insanoğlu bu, iyisi, ayısı
var" çaldılar teypte.

Bolu'da bi yerlerde duruldu, insanların bakışları altında
alışveriş torbaları dolduruldu, ayılı anahtarlıklar alındı,
yenildi, içildi, şarkılar söylendi. Fujimoto ile telefon görüşmeleri
yapıldı, eh japonlar da bizim gibi komik bi ingilizce konuşuyorlarmış,
öğrendik...
İstanbul girişinde bizi Papa karşıladı, eve gidildi,
yolun tozu üstten atıldı, yemek için dışarı çıkıldı. Evet
doymadık, doymuyoruz. Taksim'de sözleşmiştik, geç kaldık. Haber
verelim dedik: "Alo, Husbear, şimdi sen Taksim'desin, değil mi?
Hah işte oradaki kafeye bak bakalim iki tane japon görüyor musun? Yaa
demek onlar da sana bakıyo, iyi git tanış, biz geliyoz bi saate
kadar"... ..."Yok walla trafik sıkıştı, tamam geliyoz"...
...
"Ha? Ne? Tshirt'ünü kaldırıp gögüslerine mi baktılar? Eee?...
... Yaaa?? A-aaa? Uff!.. Hadi bee? Tamam, az daha dayan!"... ... "Tamam, Yettiiiikkk!!"

Taaa Japonya'dan gelen misafirlerimizle tanıştık
sonunda. Biri Go Fujimoto idi. Hani Kırkpınar döneminde olay haline
getirilmiş olan karikatürü ve sitemizin girişindeki "Boğaz'da
kahvaltı" konulu illüstrasyonu çizen kişi. Biraz sohbet ve
sonrasında bar muhabbeti.. İçki, dans, Super ve Super's'in etrafındaki
8 metrekare alana yaklaşamama sorunsalı, Norveç'ten gelen başka bir
arkadaş, tanıdıklar, bize ayak uyduran tanımadıklar, öpücükler,
yine tepinme, yine göbek, yine kıl... Kaç kişi olmuştuk hatırlamıyorum...
'Çok' uygun bir sayı gibi göründü şu an... Fujimoto'yu da
kendimize uydurmaya çalıştık ama o ve arkadaşı yeni
dostlarla tanışmayı, müziğin gürültüsünün izin verdiği ölçüde
sakin bir muhabbeti, bizimle dans edip terlemeye ve hatta göbek
tokuşturmaya tercih etti (uff, uzun cümle)... Sonra bir ara ertesi gün
yemek için sözleştikten sonra bizden ayrıldılar. Biz yine müzik, içki,
tepinme, kıl, tüy, yün, ter ve göbeklere yönelttik ilgimizi... Uzun
bir gece, sabaha karşı Taksim
Parkı'nda sohbet, kahveler, günün ilk ışıkları ile uykuya teslim
olma...
Grafikler (c) Go
Fujimoto
Mem`d ali: Tasarım/Logo/İçerik, Superbear:
İçerik
Lütfen izinsiz kullanmayın.
|