|
Türkiye Ayıları, 2000 yılında grup kararı ile buluşmalarının periyodunu 'iki ayda bir' olarak belirlemişti. Ve 2003 yılının ilk buluşmasının zamanı geldi, hatta geçti bile... Ev sahibi şehir Ankara seçildi, tarih ise 8-9 Şubat... Saydık, baktık, 27. buluşmamız olacakmış. Eh, 1998'den bu yana epey zaman geçmiş. Hem geçmişimizi bir gözden geçirelim, hem de geleceğimizin tamamını olmasa bile 2003 yılını planlayalım dedik... Biten yılın değerlendirilmesi ve bizde oluşturduğu uyuşukluğun üzerimizden atılması, grup içi organizasyon yapımızın ve çalışma altgruplarının oluşturulması başta olmak üzere çeşitli konularda yapılacak bir dizi toplantıyı, buluşmamızın ana teması belirledik. Bilgi aktarımı, danışmanlık, çeşitli eğitimler konularındaki iç projelerimizi de uygulamaya başlayalım, yanına biraz eğlence katalım, şehir dışından gelenlere biraz şehri gezdirelim, nasıl olsa önümüz bayram gerekli gördüğümüzde buluşmayı uzatabiliriz dedik...Bakalım neler olacak? Saygı ve sevgi ile
Az önce aldığım haberlere göre, İstanbul kötü havaya ve kara teslim olmuş.... Akşam saatlerinde kendini gösteren olumsuz hava koşulları, yoğun trafik, ve sonrasında gelen kar sonucu, İstanbul'dan gelecek olan kişiler ya yola çıkamamış ya da araçlarını kaçırmışlar... :o(
Sevgili Mali ve şu an toplantı halinde olduğunu tahmin ettiğim sevgili ayılar, Ne yazık ki çok önceden planlamış olmamıza ve gelmek istememize karşın, dün gece başlayan ve ne yazık ki sabaha karşı benim bulunduğum yerde 20 cm'e varan kar nedeniyle ilk kez (gruba katıldığımdan beri yapılan) toplantılardan birine katılamıyorum. Ha çok önemli şeyler mi söyleyecektim? Hayır, sadece orada olmak kuru kalabalık misali bile olsa sizlerin arasında oturabilmek ve en önemlisi de uzunca bir süredir görmediğim arkadaşlarıma sarılıp öpüşüp koklaşabilmek en önemlisiydi. Ne yazık ki bu isteğimi bir başka sefere bırakmak zorunda kaldım. PaPaZeUs
Uzun bayram tatilini Ankara'nın kül rengi sokaklarında değil İstanbul'un kar rengi günlerinde bitirdim. Ellerimi camlara dayayıp yaşamadıklarımı ve yaşayamayacaklarımıi sayarken yakaladım kendimi ve kendimden utandım. Saatler kancık atlar gibi yaklaştırırken sonumu, ben geniş camlı salonumdan sessiz ve ifadesiz seyrediyordum hayatı. Oysa aynı anda sokakta birileri koşuyor, birileri düşüyor, birileri sokaklara serpiştirdiği dilenci çocukları topluyordu, sokaklar bu kar rengi İstanbul'da kirli akıyordu. Ankara'ya gitmekten, gecikme telaşında olan bir İstanbul akşamında vazgeçtim. Saat daha 7 idi, erkendi, tren beklerdi ama İstanbul beklemiyordu. Kalabalık sokaklarında bir telaş, duraklarda mahşeri kalabalıklar ve yorgun gözlerde karanlıkta İstanbul'un hınzır zaman kırbacı. Saatler birbirini kovalamıyor birer kırbaç olmuş sokakları kırbaçlıyordu. İstanbul bir mahşeri yaşıyordu. Bu kovalamaca karelerini ellerimle durdurup sinema perdem olan penceremden İstanbul'u seyrediyordum; İstanbul seyrediliyordu. Sevdiğim saat 9'da eve varmış, çoktan vazgeçmiş bavulundan yol çerezlerini çıkarıyordu. Elleri İstanbul'a ve zamana lanet ediyordu. Kendimi camımızın emniyetli koruyuculuğuna bırakalı tam 8 gün oldu. Tam 8 gündür İstanbul'u seyredip karelerin yerleriyle oynuyorum. İstanbul artık benimle değil ben İstanbul'la oynuyorum. İstanbul'u artık yeniyorum... Pioneer
Kendime verdiğim bayramda mail yazmama tatilime son verdim... Bayram uzun / sıkıcı / tatminden uzak geçti benim için. Çalışmaya o kadar alışmışım ki, Ankara'da yapacak şey o kadar azalmış ki 9 gün bana çok uzun geldi.. Neyse ki misafirler durumu kurtardı... Bu 9 günün bir değerlendirmesini yapayım istedim.. 1) Kötü havalar niye hep bayramı bulur ki? Niye biz de böyle günlerde buluşma düzenleriz ki??? Daha önce de bayrama denk gelen bir buluşma yapmışız (Aralık 2001). Sonrasında yazılanları okudum ve tarihin tekerrürden ibaret olduğunu gördüm. Yani bayrama denk gelen buluşmalar, kötü hava ile birleşince bir boka yaramıyor.... Ama o buluşma bundan daha verimli geçmiş.. 2) Buluşma kötü geçti.. Şöyle bir listelersem; Memdali, Husbear, Koala, Kartopu, Medibear, Dino, Levent, Blond, Babybear, Papa, Son, Zut, Orion, Beard (eğer dahil edersek BerQay ve Soulroll da) katılmış görünüyor.. Ama bu kadar kişiyi bir araya aynı anda getiremediğimiz için, ne birşey konuşabildik, ne doğru düzgün bir aktivitemiz oldu.. 2a) İyimser bir açıdan bakarsak, buluşmanın iki güzel yanı vardı yine de.. Birincisi listeye üye olmayan arkadaşların da gruba ısınması ve tanışması oldu.. İkincisi ise Medi'nin getirdiği pasta.. 2b) Laf arasında "bu buluşma iyi olmadı, çabucak bir tane daha yapalım" denildi.. Mart ayının başında olabilir, gibi bir laf geçti.. 2c) Lütfen bu kez planlı ve programlı olsun, tarih önceden belirleneceği için insanlar kendilerini ve işlerini o zamana göre ayarlasın ya da ayarlamaya çalışsın, katılım ve verimliliğin yüksek olması için uğraşılsın... m.
Sevgili Türkiye Ayıları (TA) Üyeleri, Ben 29 yaşındayım, etnik olarak kırma bir adamım, ama tam bir Akdenizli kırması olduğum için rumuzum medbear. 2001'in sonunda TA üyesi bir adama vurulunca/aşık olunca cinsel yonelimimi sorgulamaya başladım, bu sayede M.Ali, Murat ve 2002 sonu evlerinde ağırladıkları onca TA üyesi ve sempatizanı ile tanıştım. Tam da Türkiye'deki hak temelli eşcinsel hareket ile ilgili umutlarımı kaybettiğim sıralara denk geliyor, sosyal destek vermek konusunda basiretsiz bir hareket söz konusu iken sosyal sorumluluk temelli bir sosyal grup olduğuna inancım gittikçe artan TA açılma dönemimi en az üzüntü ve acı ile geçirmemi sağlıyor (şimdiki zaman kullanıyorum, ben yavaş bir adamım, hala devam ediyor anlama ve araştırma evrem, ileride uygulamaya geçmeyi bile düşünüyorum - he he!). Tabi bunun için en çok M.Ali, Murat ve Gregory'ye teşekkür ediyorum (TA üyesi oldukları için isimlerini veriyorum) Haksızlık etmeyeyim, aileme, ev arkadaşıma, ve yakın arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum, ama bir sosyal grup olarak M.Ali, Murat ve Greg açılmam (özellikle kabak çiçeği misali olması yönünde - he he!) konusunda sonsuz destek veriyor ve sabır gösteriyorlar. Artık herhangi bir cinsel ilişki sırasında görüntülenmiş iki (fazlası ile hala sorunlarım var) erkek, ereksiyon halindeki penisiyle bir erkek görüntüsü artık çok utandırmıyor ya da midemi bulandırmıyor. Anlayabiliyorum, bunlar eğer hepinize değilse bile çoğunuza komik hatta abartılı gelebilir, ya da çok lüzumsuz ama açılma sonrası geçiş devresinin önemini nedense Türkiye'deki eşcinsel gruplar pek küçümsüyor (bu konuda yeni master tezini yazmış arkadaşıma da kaynak ve bilgi için çok teşekkür ediyorum. Bu arada, eşcinsel edebiyat ve sinema konusunda da bir şeyler hazırlıyorum siteye). Ancak açılma ve sonrası sosyal destek aslında hayatı önem taşıyor tüm eşcinseller için. Kısacası hayatıma giren TA üyelerini tanımaktan, onlarla beraber olmaktan çok mutluyum, yüzünde ve gözünde aydınlık (Türkiye'nin kıytırık entellektüel aydınlığından değil, ışıldayan, cin gibi gözlerden söz ediyorum) olan bir eşcinsel sosyal grubun bir parçası olmak iyi. 8-9 Şubat'ta tanıştıklarıma da tekrar "memnun oldum" diyorum, umarım tüm üyeleri birgün tanımış olurum (o zamana kadar Ankara'dakiler ve yolu düşenlerle idare edeceğim, gerçi çoklukla İstanbul'a da yolum düşüyor, orada da karşılaşırız bir ara belki). Benim için bu teşekkür ve takdir kısmı önemli, birçoğunuzdan daha önemli belki de; çünkü (nedense devamlı suçlandığım büyütülme ortamım ile ilgili) birçok ilki yaşıyorum ben, haklar alanında çalışmaya başladığımdan bu yana yaşadığım değişim (hayata dair daha az hijyenik ve daha az uzak olma durumu) şimdi daha da hızlı ilerliyor sanki. Hayatımın dengede olmasına alışkınım, herşey alt-üst olmuşken, bunu "nasıl başaracağım?" derken istedigimde ve ihtiyaç duydugumda destek bulacağımı hissettiğim bir grubun olması güç veriyor. Bu his, daha yapılacak çok şey olduğunu da vurguluyor aslında. TA Toplantısı/Buluşması benim için kısmen oldu. Biraz sönüktü, biraz da hayal kırıklığı... ama oldu aslında. Zaten ne konuşulacağı, gündemin ne olduğu konusunda fazla bir fikrim ve ilgim yoktu. Yeni arkadaşlar tanıyacak ve ortak etkinliklere ya da etkinliklere ortak katılacaktım, benim aklımdaki buluşma böyleydi. Bu da oldu. Biraz buruk, biraz da hayal kırıklığı... arada sıkıcı... ama oldu aslında. Ne yapalım? Pek kalabalık değildi, üyelerinin yerleşim yerleri bunca birbirinden uzak olunca oluyor böyle şeyler. Toplantıda bu çok dert edildi. Daha az dert edilse ve dışarı etkinliklerine katılınsaydı daha canlı olurdu, akşam yemek sonrası da ciddi konuşmalar yapılabilirdi. Yapamadık. Bunu sonradan, önceki toplantılar anlatılınca TA üyelerinin çoğu için önemli olduğunu anlıyorum. Ama benim için toplantı/buluşma oldu. Hem keyif aldım, hem umudum arttı, hem de bazı şeylerin farkına vardım. Eh, bu da bir sürü şey... Fark ettiğim şeylerden biri; TA belki de sosyal sorumluluğunu fazlaca ciddiye alıyor. Aslında çok iyi, ama sosyal bir grubun en önemli parçalarından biri olan ortak dışarı etkinliği kısmını etkiliyor sanki bu ya da en azından içerde geçirilen etkinliklere odaklıyor. TA ile tanıştığımdan bu yana dünyadaki TA benzeri grupların etkinliklerini incelediğimde ayıların daha dışarı etkinlik temelli olduklarını hissettim. Tabii, ortamlar her ne kadar farklı da olsa (gidilecek bar, pub, restoran, vs. bakımından ve eşcinsel olanı kabulleniş çerçevesinde) daha fazla dışarı etkinliklerine katılım gerçekleştirilebilir, çünkü asıl olan beraber olmak, ortak zamanı ve mekanı yaşamak. Bunun dışında ciddi (sosyal sorumluluğu çerçevesinde) konular için yönetim daha bilimsel bir yapı gerçekleştirilebilir diye düşünüyorum. Olanca liberal/özgürlükçü, demokratik (Antik Yunan şehir devletlerindeki gibi (- ewww aslında düşününce şu Antik Yunan kısmı daha bir anlamlı oluyor, he he!. pek edepsiz oldu bu ama...), yıldız yönetim biçimsel bir yapı düşünülebilir. Halihazırda zaten böyle bir şey var gibi ama telafuz edilmiyor sanki. Şeffaf bir fon yönetimi var gördüğüm kadarıyla, açık gibi görünen ve hissedilen bir tartışma platformu, bunları gerçekleştiren gönüllü güç... daha ne olsun? Neden adlandırılmasın bu? Bir yapı oluşsa daha fazla üyesi de olabilir gibi, ne kadar çok olursak o kadar eğlenceli olmaz mı? (hmmm, bu laf Türkiye'de farklı bir yorumla sunuluyordu galiba!! yuck!) Ne bileyim? Sadece şimdiki hislerimi ve düşüncelerimi yazdım. Şimdilik bu kadar, artık sitedeki "forum" kısmında yazarım sonraları. Bu sadece bir merhaba mektubuydu. Herkese sevgiler, Medbear
|