Adından da anlaşılacağı üzere ilki 2000 senesinde gerçekleştirilen bu festivalin 3. senesinde eşcinsel grupların ortak bir standı olacağını duyduğumda heyecanlanmıştım. Her gruptan belli miktarda kişi katılabiliyordu, dolayısıyla herkes üstüne atlayabilirdi bu fırsatın. Ama ayı gruplarının genelinde üyeler ağır insanlar ve nedense kıçlarını kaldırma zahmetinde bulunmuyorlar.

Ben tabii gönüllü olarak çıktım ilk önce, kaçırır mıyım beleş eğlenceyi. Tabii bu gitmeden önceki düşüncemdi. İkinci kişi olarak da Akif bazı kısımlarına katılmayı kabul etti. Genel olarak eğlenceliydi ama Temmuz güneşi altında beynimin pişmemesini tercih ederdim. Hava o kadar sıcaktı ki daha festivalin ilk günü kel kafamı yaktım, acılar içinde ortalıkta dolanmaktansa eve gitmeyi tercih ettim. İkinci gün ve üçüncü günün büyük bir kısmı dışında organizasyona katılabildim. Gelelim festival boyunca aldığım notlara...

BÖLÜM 1

 

- Saat 5'e kadar yapılacak pek birşey yok. Ana sahne o zaman açılıyor ve yakıcı güneşten bayılmış insanlar oraya kaçıyor. Tabii bu saate kadar ortamın ne kadar sıcak ve gölgesiz olduğunu da belirteyim. İnsan bir gölgelik mekan yapmaz mı ya? Ufak bir dans çadırı var, herkes doluştuğu için kıçkıça oturuyor zaten insanlar. Demo sahnesi desen o da belli saate kadar gölge oluyor. Standların olayı da pek içaçıcı sayılmaz çünkü kavurucu güneş orayı da yakıyor. Çadırlar da sabah 8'den itibaren fırın gibi oluyor zaten.

- Ortam fena değil, iyi bir ayı potansiyeli var. Özellikle güvenlik görevlileri çok iyi. Genelde herkesin eli ayağı düzgün, hatunlar sabah sabah makyaj falan yapıyor, erkekler jöle sürüyor. Gerçekten şaşırtıcı...

- "Eşcinsel sivil toplum girişimleri" ufacık bir alana sığdırılmaya çalışılmış, doğrusu tebrik etmek lazım organizasyon şirketini. Toplam 5 grup, her gruptan 2 kişi desen eder 10 kişi; o kadar adam da 12 m2'ye biraz zor sığar doğal olarak. Zaten hiçbir zaman o kadar kalabalık olmadı standımız. Legato'dan Mesruh ve Tolga, TA'dan da ben vardım genelde. AA yatıp uyumayı, frisbee oynamayı tercih ettiler. Çok da iyi yaptılar, benim kaldığım 2 gün boyunca standa toplasan 50 kişi falan gelmiştir, bunların arasında ilgilenip soru soranların sayısı da 10'u geçmez. AA her zamanki gibi t-shirt, broşür ve dergileriyle katılmıştı. En az malzeme bizim gruptan geldi. AA, Legato ve Lambda bez afişler getirmişti, fakat arada sırada çıkan rüzgar sayesinde yerlerinde duramadılar ve neredeyse stand uçuyordu :OP Neyseki yere çakmışlar standın ayaklarını. Biri kocaman, diğeri ufak iki adet ibne bayrağı vardı, hangi grubun bilmiyorum tam olarak (herhalde büyük olan Lambda'ya aitti). AA da orta boy bir ayı bayrağı getirmişti. Standın önüne çekilen masada bir sürü broşür ve dergi vardı.

- Tahmin ettiğim gibi herkes midesinin ve kıçının derdine düştü. H2000 t-shirtleri ve şapkaları (abajur gibi heheheh) satıldı bir tek. Yemekler dışarda yenildi genelde. Yolun karşısındaki benzincide kahvaltı, köfte gibi şeyler vardı. Biraz ileride ise ilk gün olan piliç çevirme ve gözlemeciye ek olarak ertesi gün her taraf köfte, sucuk, bira, bilmemne satan satıcılarla doldu. Biranın tanesini 1,5 milyona sattıklarını düşünürsek oldukça kar ettiler. İçerde yanılmıyorsam 2,5 milyondu bira. Tabii müşterilerini dışarıdaki esnafa kaçıran Pax Pro da kapıyı kapamakta buldu çareyi. Ben evdeyken olmuş bu olaylar, öğrendiğime göre küçük (!) bir ayaklanma çıkmış ve dışarıya çıkışa izin vermişler tekrar.

- Broşürlerimize ilgi çok azdı. Genelde ayı dışı gruplar ilgi çekti. Biz de dolaşıp millete dağıttık biraz :O) Bu arada broşürler keşke renkli basılabilselerdi. Siyah-beyaz olunca bir sürü güzelliğin kaybolduğunu, seçilemez olduğunu fark ettim.

- Şu ana kadar sadece 1 bayan "ayı nedir" sorusunu yöneltti. Açıkladık ve eline broşür tutuşturduk.

- Orta yaşlı, kel bir amca (hafif efemine) gelip sadece bir broşür (ayı broşürü değil) aldı ve hiç birşey söylemeden gitti. Biraz sonra yanında bir hatunla elele dolaşırken gördüm.

- Karşımızda Raksotek standı vardı (aslında daha çok mini bir market :O) ve içindeki şirin ayı gelsin diye ne dualar ettim. Bir ara yanındaki hatunla (iş arkadaşıdır umarım hehe) standları geziyorlardı, bizimkine de uğradılar. İlk iş bizim broşürden verdim tabii ama amacı sadece destek olmakmış, o yüzden "ayrımcılığa karşı" imza attı. İmzaları neden topluyorsunuz dedi, işte yazıyor falan dedik. Ama tatmin olmadı herhalde, açıkçası ben de olmadım. Taa Tüyap fuarından kalma imzalar varmış orda, kimsenin skine taktığını sanmıyorum. Ha bu arada Raksotek'teki abim bir ara kollarını falan sıyırdı, üst kolundaki kılları gördüm, çok güzeldi.

- Hangi gruptan olduğunu unuttuğum Can diye bir arkadaş ilk gün kısa bir elbise giydi, şöyle askılı falan, ertesi gün de altına lycra boxer ile üstüne bir bikini geçirdi, daha sonra da bir etek aldı. Ve bu sayede ne kadar homofobik olduğumu anladım. Etrafta öyle dolaştı ve dans etti, herkesin gözü bizim standa çevrildi tabii. Dün gece hafif sarhoş bir hatun (oldukça genç) standa gelip bize "arkadaşınızın yaptığı propaganda mı yoksa kendi seçimi mi? Çok tepki alıyor da..." dedi. Biz de "kendi seçimi" dedik tabii. Can ben gitmediğimde nasıl giyindi çok merak ediyorum :O) Tabii bu giysiler içindeki tavırlarını da eminim tahmin edersiniz.

- İlk kez bir lezbiyenle tanıştım, Didem (Lambda) çok tatlı ve deli bir kız. O olmasaydı bu 2 gün geçmezdi herhalde.

- NTV'den çekime geldi biri, standdan ayrıldı herkes ve sadece önümüzdeki masa çekildi :OP Bir ara elimde kazandığım tshirtle standa doğru gelirken fark etmeden filme alındım, hem de feci bir durumda. Can o sırada bikini ve eteğiyle dans ediyor ve güzel bir amca da onu çekiyordu. Ben de o sırada oradan geçtim şuursuz bir şekilde. Umarım o kısım kesilir. Bütün kamera çekimleri için tek tek ikaz edildi insanlar. İsteğimiz dışında gizlice çekilmediğimizi umuyorum. İçimizden birinin fotoğraf makinesiyle resim çekildi.

- Elimdeki tshirt nereden geldi diyeceksiniz. Arkadaşlarla AIDS ile savaşma bilmemnesinin standına gittik. Orada ufak bir yarışma vardı: "en hızlı ve düzgün biçimde prezervatif geçirme". Ufak ufak salatalıklar vardı. "Bu ne çok küçük" dedim. Adam da "japonlarınkine benziyor ama olsun" dedi :P Ben ve bir arkadaşımın kız arkadaşı kazandık ve t-shirtleri kaptık. Tabii bu arada oradaki muzlu, çilekli ve mentollü prezervatiflerden de numuneler almayı ihmal etmedim hehehe. Zaten o stand azgın gençliğimizin hayatlarını karartacak hatalar yapmalarını önlemek amacıyla kurulmuş herhalde. Gelen geçen prezervatif götürüyordu :O)

- AA Miller standındaki bütün hediyeleri topladı sanırım. En son gördüğümde üstlerinde Miller t-shirtleri vardı. Tabii bu arada Kazım'ın kazandığı güzel bere ve bandanaları saymıyorum :P Akif de sağolsun beceriksizliğini göstererek bana bir bandana alabildi ancak. Kel ve yanık kafama takarım artık :OP

- Standdaki herkes çok hamarattı. İki dakikada balonlar şişirdiler, ışıklar taktılar, bir pano yaptılar falan. Oldukça renkli ve güzeldi standımız.

- Beni tanıyan 1 erkek ve 3-4 kıza out oldum. Tabii bir de bunların arkadaşları var. Rahat olmak çok güzel, kimse birşey sormadı, herkes saygı gösterdi. Girişte standlardan birinde görevli olduğumu ve bir arkadaşın gelip kartımı vereceğini söyledim görevlilere. Nerde çalışacaksınız diye sorduklarında verdiğim cevap üzerine kızların surat ifadeleri değişti nedense. Bir de süper bir güvenlik görevlisi vardı, "buyrun görevli arkadaşınız gelene kadar burda misafir edelim sizi" dedi ve bir sandalye çekti. Ben heyecandan birşey yapamadım tabii :OP

- Şu standı ziyaret eden amcalardan bahsedeyim. Söylediklerine göre bir sürü pavyona gidiyorlar, aklımda kalan bir tek Vat 69 oldu :OP İstedikleri sadece sex, sevgiden anlamayız, biz köylüyüz dediler. Aslında içlerinde en çok konuşan fena sayılmazdı, ama söylediklerini duyunca kalbim kırıldı. Cüneyt, adamların pavyon muhabbetini kaçırdı herhalde, "bunların buraya gelip konuşması büyük bi devrimdir, bunu mutlaka duyuralım" dedi kulağıma fısıldayarak. Ben de "merak etme onlar işini biliyor, pavyonlara takılıyorlarmış" dedim. Biraz bozuldu sanırım.

- Yanımızdaki standlardan bir çocuk (manti) yanında kızlarla gelip balon istedi. Biz de verdik. Akif'in dibi düştü hehehe. Başka bir çocuk (ne şans bu da mantiler mantisi) da gelip AIDS standının kapalı olduğunu ve fazla prezervatifimizin olup olmadığını sordu. Mesruh hemen uzandı çekmeceden verdi bir tane :O) Akif'in yine dibi düştü.

- Greenpeace standından çok şeker bir çocuk ve kız geldiler, size destek veriyoruz dediler. Broşür dağıttık, imza aldık, defterdeki "eşcinsel deyince.." isimli kısmı doldurmalarını istedik. Umarım e-iletişime gönderirler, çok güzel yazmışlar.

- Notwist grubunun iki elemanı standın önünden geçerken uzun uzun baktılar, sanırım masanın önündeki yazıyı okumaya çalışıyorlardı :OP

- Muse mükemmeldi!!! Hiç tarzım değiller ama o nasıl bir performans?!?! Adamlar cidden aşmış. Tek kelimeyle harikaydı. Ama çok kısa çaldılar (1 saat falan).

// robocub.

 

İçeriik: Robocub, tasarım: Memdali, (C) Türkiye Ayıları