Güztanbul 2000 (Dayanışma)

Küçük imajların büyüklerini görmek için üzerlerine tıklayınız!

GÜZTANBUL 2000 için 7 Ekim Cumartesi Taksim Borsa'da buluştuk. Gurup halinde ilk kez katılacağımız bir etkinlik olduğu ve kendimizi ilk kez diğer guruplara açık bir şekilde tanıtacağımız için daha önce hazırladığımız metni içeren ve görsel tasarımı PapaZeus tarafından yapılmış broşürümüzü renkli fotokopi ile çoğalttık.

Etkinlik programında ilk olarak İstanbul Sanat Merkezi'nde bir panel ve söyleşi görünüyordu. Medya ve polis ilgisinden çekinen kimi arkadaşlarımız bu bölümlere katılmak istemediklerini söylediler. Onlarla partide buluşmak üzere ayrıldık.

Mem`d_ali, Husbear, Papazeus, Sonbear, Orucayi ve içimizdeki Lambda ajanı Pioneer orada idik... İlerleyen saatlerde de gördük ki güvenli ve oldukça güzel bir ortamdaydık.

50 adet bastırdığımız broşürümüzü girişteki standa bıraktık, herkesin yaptığı gibi.

"Eşcinsel Hareket ve Sorunlarımız" başlıklı panel başlamadan, daha önce duyurusu yapılan kimi panelistlerin çeşitli nedenler ile katılamayacaklarını öğrendik. 

Panel başta biraz sıkıcıydı ama iyiydi, ufak tefek aksaklıklar olsa da, E-5'in hikayesini yaşayan birinden dinlemek içimize dokundu. Cinsel hastalıklar vs derken... 

Sonra sıra grupların kendilerini tanıtımlarına sıra geldi..

Lambda İstanbul, Kaos GL, Gay Ankara'dan sonraydık. Temsilciler grupları tanıttılar, geçmişlerinden ve geleceklerinden bahsettiler ve sonra sıza bize geldi...

Rahat, güzel, samimi ve sıcak bir söyleşi oldu. Bizden önce konuşan üç grubun ciddi yaklaşımları ile birazcık gerginleşen havayı da yumuşattık, insanların kahkahalar atmasına da neden olduk, bize karşı olan merak ve negatif tepkiyi de oldukça pozitif bir tepkiye çevirmeyi başardık... keşke kayıt tutabilseydik, keşke size de aynen aktarabilseydik...

İlk fikrin oluşmasından, ayı tanımından, dünyadaki ayılardan, grup fikrinin oluşumundan, bear book 2 yazısından, ilk buluşmamızdan, sonraki buluşmalarımızın gelişiminden başlayarak; AYIstos ve Kırkpınar olayına geçtik. Zaten herkesçe bilinen bu olayın gelişimi sırasında yaşadıklarımızı, artılarımızı ve eksilerimizi, hatalarımız ve kendince doğrularımızı anlattık. Gurup profilimizi, başlangıçtaki amacımızı, buluşmalarımızı aktardık. Sonra dışa açılma kararımızı, BaharAnkara'da Cins ropörtajımızı ve bunun bir sonucu olarak Güztanbul'a geldiğimizi söyledik ve konuşmamızı şu şekilde bitirdik:
"Başlangıçta hiç bir aktivist amaç gütmedik ama medya bizi zorunlu aktivist yaptı. Biz bu kadar kişiyiz, belirli bir gücümüz ve desteğimizin olduğunu da biliyoruz. Bu gücü hepimiz için kullanmak istiyoruz ancak nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz, bunun için buradayız!"

Pioneer'in ağzından konuşmanın yorumu şöyle:

Türkiyeli Ayıların ilk kez bir toplantıya katıldıkları, bu toplantıda kendilerini en iyi şekilde ifade ettiklerini ve eşcinsel hareketin bir dişlisi olmayı benimsediklerini düşünürsek, bu toplantının son derece anlamlı, son derece başarılı ve son derece yararlı olduğunu söylemek gerekiyor.

Sevgili Mali'nin güzel sunumuyla belki de Ayıfobik olan bazıları ne yaptıklarının farkına varmışlardır. Peki amaç Ayıları popüler yapmak, onları hareketin içlerine çekmek ve ayıfobiyi yenmek miydi? Hayır. Ben böyle bir amaç için Türkiyeli Ayılar Gurubunun orda olduğunu düşünmüyorum.

Amacımızın Ayı Hareketinin başlangıcı, dünü bugünü ve geleceğinin bir resminin çekilmesi olduğunu; bazı eşcinsel oluşumların kim var diyince "ben varım ben varım" diyemeyeceğinin gösterildiğini düşünüyorum. Ve çok önemli bir şeyin farkına varıldığını düşünüyorum. Bu da; Türkiye'de ilk kez bir beğeninin Eşcinsel yaşamda örgütlenebildiğinin altının çizilebilmesiydi.
Ayılar oluşumu dışındaki bütün oluşumlar bir Gay, Lezbiyen, Transgender veya çeşitli varyasyonları ile ortaya çıkmıştı. Ayılar bu anlamda farklılıklarını, zaten marjinal sayılan Gayler içinde bir başka Marjinaliteliklerini ortaya koymuş oldular. Böylece gelecekte farklı beğenilerin de örgütlenebileceğini ve böylece farklı oluşumların sinyallerini Türk Gay Hayatının çeşitli perspektiflerle sundu platformlara.

Pozitif enerjin(m)iz ve iyi niyeti(n)mizle elele güzel günlere götüreceğine inancımız asla bitmeyecek. Tişörtündeki bayrağı eline alıp diğer gruplar arasında heyecanla sallayan bu arkadaşlarımıza, diğer oluşumların şapka çıkarttığını bilmeliyiz. Sevgi ve saygı ancak bu kadar uyumlu olabilir bir gurupta. Ben bu uyumu Lambdada bile göremezken burda görmekten inanılmaz mutluyum ve doğrusu şaşkınım. Bu aşkımız hiç bitmesin....

Mem`d_ali'nin ağzından konuşmanın yorumu ise şöyle:

Supperdi, harikaydi, muhtesemdi, ENNNN idi, harika ötesi, şahane idi, daa ne diiim? koyu-sıcak-şekerli kahve gibiydi, güzel kokulu yeşil elma gibiydi, taze pişmiş ekmek kokusu gibiydi, fıstıklı çikolata gibiydi, kocayımın gözleri gibiydi... bogaz kenarında buz gibi bir kadeh rakı gibiydi, kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibiydi (magnum boy, en küsel), onyüzmilyon baloncuk gibiydi işte.. 

böööle dolgun dolgun kıllı göğüslü bi ayıya yaslanmak gibiydi... kaçıranlar üzülsün.... 

Panel sonrasında cumartesi akşamı 11 kişi yemek yedik...  öylesine bir akşamda o kadar kişi toplanabildi.... bu belki de insanların "sevgi"ye, "ait olma"ya, ve birbirlerine verdiği değeri gösteriyor. Panel üzerine kendi içimizde konuştuk, hem kendimizi hem ilk kezkatıldığımız eşcinsel platformu konuştuk, panel sunumumuzu yemeğe katılan diğer arkadaşlarımıza aktardık.

Gece parti mekanına gittik, ancak çok fazla kalmadık, etkinliğe destek veren kişilerin kat kat fazlası parti mekanındaydı. Birkaç saattir ayrı kaldığımız kişilerle yeniden karşılaştık, etkinliklerde göremediğimiz dostları gördük. Yine göbekler, yine kıllar, yine göğüsler, yine sırtlar...

Sonra çıktık ve bize daha sıcak gelen başka bir mekanda günü ve geceyi bitirdik.

Pazar günü Tiyatro Kare'deki "Eşcinsel Harekette Örgütlenme ve Sorunlarımız" sohbetini kaçırdık. "Kadın mısın, Erkek misin?" oyununa yetiştik, güzeldi...

Oyun sonrası Güztanbul sona erdi, biz de dostlarımıza veda edip, bir sonraki etkinlikte buluşmak ancak iletişimi koparmamak üzere ayrıldık.

 

Aşağıda Güztanbul sırasında yaşadığıklarımızdan küçük notlar okuyacaksınız:

- Stand başındaki iki katılımcı arasındaki konuşma: "dur broşür alalım şurdan... ayyyyy, bu ayılarınmış. almiim."
- Kendisinden daha olgun birini gördüğünde papa'nın yüzünde oluşan ifade...
- Gökkuşağı bayrağının üzerinde uyuyan kedi...
- Pio'nun babacanlık ile resmilik arasındaki ciddimsi tavrı...
- Oya'nın gururlu/onurlu tavırları, sıcaklığı ve yakınlığı... güzel bir insan...
- Dr. Muhtar'ın hepimiz tarafından farkedilen kıllı el ve bilekleri (ve sol elindeki yüzük)...
- Oya-Murat arasındaki "verme" muhabbeti...
- Heribert ve olmayan decoderi... iki kelimeden fazla anlayabilene aşk olsun.. sonra insanın kulağı alışıyor...
- Panel salonunun üst katındaki dans dersi öğrencilerinin fazla zıplamaları...
- Gurupların kendilerini tanıtımı sırasında 20dk olan sürenin memdali konuşmaya başlayınca 45dkya uzaması.
- "Ben de ayı olabilir miyim?" sorusu ile sergilenen kıllı gögüsler, omuzlar, sırtlar ...
- Murat'a söylenen "internet sayfalarından fırlamış gibisin" sözü... 
- Söyleşide tam karşıda oturan gözlüklü şirin ayının kucağına 15-20 tane ayılar broşürü bırakılması. panel sonrası sokakta karşılaşmalar...
- Bir grup istanbullu lezbiyenin bizden esinlenip "kadın gibi giyinip makyaj yapan lezbiyenler" grubu kurma fikirleri...
- Şafak Sezer ve "pokemon", gaza geldi Şafak, iyi şov yaptı oyun boyunca... belki seyirci etkisi..
- Tiyatroda oyuncuların alkışlanması sırasında en çok alkışı fiziksel olarak en beğenilen oyuncunun alması..
- Yiyatro çıkışı "o gelicek" sözünün duyulması üzerine çıkışa yönelen bazı kişilerin salona geri dönmeleri...

 

İlgili birkaç link:
MiniDev: Güztanbul öncesi, tanıtım yazısı
MiniDev: Güztanbul sonrası, yorum yazısı
Kaos GL'de çıkan güztanbul yazısı
Lambda İstanbul: Güztanbul