Yedinci Buluşma (Doğum Günü)

TAA TAAAAMMM!!!! Birinci yaşımızı kutluyoruz!!!!!!
Yani kutlamaya çalışacağız..."

demiştik... Bu güne kadar ulaştığımız en yüksek katılım sayısına ulaştık.

 

Deprem sonrasında duyurular, yardım çağrıları ve haberler dışında bir şey konuşmayan ayı grubumuz buluşma kararı aldığında temel konumuz, kaçamayacağımız bir sonraki felaket için, kendi aramızda neler yapabileceğimizi, nasıl hazırlanabileceğimiz idi. Listemizde de deprem ya da "ben iyiyim, ya siz?" konulu mesajlar dışında bir şey yoktu zaten...  Biraz moral depolarız, biraz kendimize geliriz dedik. Ve buluştuk...

Buluşma mekanına ilk ulaşanlar (tabii ki İstiklal Caddesi Burger King; çok farklı ve yeni bir mekan :o)) Superbear, TrCub, Bearlover (IRC'de iki Bearlover nickli kişi dolaşıyor, bahsi geçen kişi, sitemizde adı hep geçen kişi yani, Bearlover_tr'dır, duyurulur), M. ve H. oldu. Bearlover ve M.'nin vapurda karşılaşmaları ve aynı yere gittiklerini tahmin etmeleri ise ayrı bir hikaye.. Daha sonra xxx ve trBEAR ellerinde bir torba ile kendilerini gösterdiler. Torbanın içinde ne olduğu daha sonra anlaşıldı.. Mıncıklaşmalar ve tanışmalar sonrasında herkes birbirinin gözüne bakıyordu, malum konunun açılması beklendi hep... Ancak geçen günlerde epeyce ayı duyarlılığı gösteren, epey süre yardım peşinde koşan ayıcıkların hiç biri o konuyu açma cesareti gösteremedi.... Sanırım...

Yavaş yavaş ayı sıcaklığı mekana yayıldı, tüm moral bozukluğuna rağmen hem kendimizi hem de hep olduğu üzere etrafı ısıtmayı becerdik. Daha sonra sırası ile Halfbear, Alfabear ve aslında bir ayı olmasına rağmen aramıza katılmayan, hatta xxx ile trBEAR arasında iddia konusu olan Pioneer (asıl amacı başka olsa bile) aramıza katıldı. Yine espriler, yine atışmalar, yine yemekler ve içecekler. O ara Pioneer ve trBEAR bi köşeye çekilip kendi özel muhabbetlerine daldılar (aklınıza ne geldi ha hınzırlar? web tasarım konuştular onlar ciddi ciddi)... Bir saat kadar sonra M. ve H. ayrılmak durumunda kaldılar, biz de Pioneer'in öncülük özelliklerinden yaralanarak onun fikrine uyduk, peşine takılarak sürü, güruh, topluluk, grup, kitle, ne-derseniz-deyin halinde tıpış tıpış Taksim Çay Bahçesi'ne doğru yola koyulamadık. Hem kat edilecek koskoca İstiklal Caddesi hem de malum ayı hızı buna el vermedi... Kaybolmalar, buluşmalar, "neredesiniz" konulu cep telefonları devam ederken geçen birkaç cümle torbanın içeriğinin ortaya çıkmasına neden oldu.. Aynen şöyle:

"- abi bu kutunun içinde ne vardı?", "- niye sordun?", "- eeee, biraz önce düşürdüm de", "- ARRRRGGGHHHHH!!! Passsstaaaaa"

Yolda Pioneer'in bir tanıdığı daha aramıza katıldı ve biraz zor da olsa beraberce çay bahçesine ulaşmayı başardık. Gökkafes adı verilen ucu kızarmış bişeye (!) benzeyen binanın izin verdiği kadar boğazı seyredebileceğimiz birkaç masayı birleştirdik. Ve o saniyede gökten çay yağmaya başladı... Bu kadar çok ayıcıkı bir arada görünce ellerini ovuşturan garsonlar sağolsun. 

Sonra torbayı açtık, birazcık yamulmuş da olsa pastamızı, doğum günü pastamızı çıkardık. Bıçağımız, çatalımız ve tabağımız olmadığı halde, oldukça başarılı bir şekilde kestik ve yedik... Epeydir ortalarda görünmeyen bOutcider ve sugah da pastanın son kırıntılarına yetişebildiler. Daha sonra iki tanıdık da gruba katıldı ve yine çaylar, yine çaylar, yine çaylar (kaç çay içildiğini bilmiyorum ama hesabın 9.200.000.-TL lik bölümünü çaylar oluşturdu).

Sayının çok olması genel muhabbet yapılmasına engel olmuşsa da özellikle eski Türk filmlerinden replikler ve gaflar, Dünyayı Kurtaran Adam, günümüz türk sineması ve son dönem Hollywood filmleri üzerinde oldukça neşeli sohbetler yapıldı. xxx yine felsefe konuştu, halfbear nikaha gitti geldi, diğerleri kendi çaplarında takıldılar.

Saat 5 civarı kopmalar başladı, önce tek tek, sonra da güruh halinde çay bahçesi terkedildi, defalarca kucaklaşıldı ve bir sonrakinde görüşmek üzere dağılındı. Son sözler "nicelerine... hep beraberce..." oldu.

 

(trBEAR)