|
Ama ama ama....
O kadar tombik, neşeli,
içten ve sevecen ayı bir araya gelince ayı doğası gereği ne dert
kalıyoooor ne tasa... Neymiş efendim "ciddi konular"mış...
Geçin efendiler... Aşın bunları.
Pırıl pırıl (ve tabii
ki aşırı sıcak) bir temmuz günü, Burger King'in klimalı
salonlarında buluşma sözü veren xxx, HalfBear,
BearLover ve TrCub isimli ayıcıklarımız,
trBEAR gelene kadar aldıkları üçüncü (biraz gecikti de)
içeceklerini bitirdikleri saniyeden itibaren doğa, deniz ve "doğal"
serinlik aşkı ile kendilerini bütün neşeleri ile İstiklal
Caddesinin kaldırımlarına fırlatmış; çevre halkın inanmaz bakışları
altında ayı hızının birkaç milyon katı ile, hoplaya zıplaya (o
sıcakta) Taksim Meydanı'na ulaşmış; HalfBear'ı halletmesi
gereken kimi işler için meçhule yolladıktan sonra TrCub'ın arabasına
atlayarak Ortaköy sahilllerine doğru yola koyulmuşlardır. Bu
atlama sırasında bir yerlerde Nietsche'mizin sesi
duyulmuş ancak kendisi kaybedilmiştir.
Ortaköy'de çöreklendikleri
çay bahçesinde AlfaBear gelene kadar bilimum çeşit
ve miktarda sıvı almaya devam ederler iken 1738 bölümlük bir
pembe dizi senaryosu yazmışlar; kafalarını sürekli sağa sola ve
kimi zaman da 180 derece çevirerek etrafa (??!!) bakınmışlar; hep
birlikte biraz daha sıvı aldıktan sonra "ayılar herzaman
açtır" sözünü hatırlamış ve (Burger King konseptine
ihanet ederek) McDonalds'a gitmişlerdir. Siz orada olanlardan sadece
"tepeleme bir tepsi dolusu patates kızartmasının tüketilme hızı
nasıl hesaplanır" bölümünü bilin yeter. Engin matematik
bilgimizi kullanarak "1 / (2 üzeri ayı sayısı çaaarpııı
sos kasesi adedinin yarısı)" kadar saat diyebiliriz.
Hızlarını Ortaköy'ün
bile kesemediği ayıcıklarımız (inanması zor ama) hiç üşenmemiş
ve kendilerini Emirgan'a atmışlar; daha daha ve daha sıvı alarak,
kendilerini yapış yapış eden sıcağa dayanmaya çalışmışlardır.
Neşeli, bünyelerine hiç uymayan hareketlilikleri ile çevrenin yine
garip bakışları ile karşılaşmalarına rağmen aldırmamışlar,
boğaza karşı çaylarını yudumlar iken püfür püfür esen rüzgarın
oralarının buralarının tutulmasına, boğazlarının ağrımasına,
tüylerine yapışan terleri ile soğuk algınlığı-nezle gibi
hastalıkların kendilerine bulaşmaya çalışmasına izin vermişler
ama yine de "ayı gibi" oradan da ayrılmayı başarabilmişlerdir.
HalfBear'ın tekrar buluşma
konulu ısrarlı telefonları ile kendilerine (azıcık, birazcık, küçücük,
minicik) gelen ayıcıklarımız yine TrCub yönetiminde Taksim'e dönmüş
ve günü orada kapatmışlardır.
Tabii ki Cumartesi Ayıları
#5'te bahsi geçen konuların hemen hiçbiri açılmamış, xxx
dengine göre adam bulamadığı için felsefe tartışamamış ve göbekler
sıvı ile doldurulduğu için pek birşey yenememiştir.
Ancaaaaaaaaaaak, aşağıda
kısa bir listesini okuyacağınız kimi önemli soruların cevapları
ve kafa karıştırıcı sayılan bazı deyimlerin anlamları çok ama
çok net bir şekilde o gün orada olanlar tarafından öğrenilmiştir:
- Ayılar neden 4x4 gibi büyük arabalar severler?
- "Bir eli yağda, bir eli balda" nasıl olunur?
- "Ölmüş de cennete gitmiş gibi olmak" nasıl bir
duygudur?
- Buluşmalara niçin daha sık katılmalıyız?
- "Çekinmek" ayılara özgü bir duygu olmalı mıdır?
- Ormanda kaybolan yavru ayıların başına neler gelir?
- Direksiyonun ele yapışacak kadar ısınması için arabanın kaç
dakika boyunca güneş altında tutulması gerekir?
- İngilizce ve Amerikanca'da kelimelerin cinsiyetleri arasında nasıl
bir fark vardır?
- Kaç oksijen atomu, kaç hidrojen atomu ile çarpışır ise
reaksiyon sonucunda AŞK elde edilir?
- Aynı anda aynı şeyi düşünüp aynı şeyi yapan kişiler
biraraya gelir ise sonuç ne olur? Kabak kimin başına patlar? Kabak
nedir?
- Niye inatla küçücük bir masanın etrafına sıkış tıkış
oturulur?
gibi..
İşte böyle...
Belki Türkiye Ayı
Hareketi'ni kurtarmadık ama kendimiz çok başarılı bir şekilde eğlendirdik.
Birkez daha bu eğlence dozunu yakalayıp yakalayamayacağımızı
bilemiyoruz ama AYIstos ayında yine deneyeceğiz...
Adet olduğu üzere, buluşmaya ilk kez katılan
TrCub'a klavyeyi devredelim ve bitirelim:
TrCub
"Çok güzel bir cumartesi günüydü, sizlerle
tanışmak; eski dostları görmek..Daha fazla söylenecek ne var; bu
Pazartesi ormanda az daha gerçek orman ayularını bile mıncıklayacaktım....
Bazı şeyler siz fark edene kadar orda öle durur hani, sizlerde bana
dostluğu hatırlattınız... Hepinizi tek tek mıncıklarımmmm."
(trBEAR) |