Altıncı Buluşma

Cumartesi Ayıları #5'te yarım bıraktığıız konuları tartışmaya devam etmek üzere, önce 12 Haziran 1999 tarihi için planlanan ancak ertelenen buluşmamız, yaklaşık 6 hafta gecikme ile yapıldı.

"Bu kez toplantı yapacağız, ciddi şeyler konuşacağız."

gibi iddialı laflar edip durduk, gerilim - stres yarattık kendi içimizde....

 

Ama ama ama....

O kadar tombik, neşeli, içten ve sevecen ayı bir araya gelince ayı doğası gereği ne dert kalıyoooor ne tasa... Neymiş efendim "ciddi konular"mış... Geçin efendiler... Aşın bunları.

Pırıl pırıl (ve tabii ki aşırı sıcak) bir temmuz günü, Burger King'in klimalı salonlarında buluşma sözü veren xxx, HalfBear, BearLover ve TrCub isimli ayıcıklarımız, trBEAR gelene kadar aldıkları üçüncü (biraz gecikti de) içeceklerini bitirdikleri saniyeden itibaren doğa, deniz ve "doğal" serinlik aşkı ile kendilerini bütün neşeleri ile İstiklal Caddesinin kaldırımlarına fırlatmış; çevre halkın inanmaz bakışları altında ayı hızının birkaç milyon katı ile, hoplaya zıplaya (o sıcakta) Taksim Meydanı'na ulaşmış; HalfBear'ı  halletmesi gereken kimi işler için meçhule yolladıktan sonra TrCub'ın arabasına atlayarak Ortaköy sahilllerine doğru yola koyulmuşlardır. Bu atlama sırasında bir yerlerde Nietsche'mizin sesi duyulmuş ancak kendisi kaybedilmiştir.

Ortaköy'de çöreklendikleri çay bahçesinde AlfaBear gelene kadar bilimum çeşit ve miktarda sıvı almaya devam ederler iken 1738 bölümlük bir pembe dizi senaryosu yazmışlar; kafalarını sürekli sağa sola ve kimi zaman da 180 derece çevirerek etrafa (??!!) bakınmışlar; hep birlikte biraz daha sıvı aldıktan sonra "ayılar herzaman açtır" sözünü hatırlamış ve (Burger King konseptine ihanet ederek) McDonalds'a gitmişlerdir. Siz orada olanlardan sadece "tepeleme bir tepsi dolusu patates kızartmasının tüketilme hızı nasıl hesaplanır" bölümünü bilin yeter. Engin matematik bilgimizi kullanarak "1 / (2 üzeri ayı sayısı çaaarpııı sos kasesi adedinin yarısı)" kadar saat diyebiliriz.

Hızlarını Ortaköy'ün bile kesemediği ayıcıklarımız (inanması zor ama) hiç üşenmemiş ve kendilerini Emirgan'a atmışlar; daha daha ve daha sıvı alarak, kendilerini yapış yapış eden sıcağa dayanmaya çalışmışlardır. Neşeli, bünyelerine hiç uymayan hareketlilikleri ile çevrenin yine garip bakışları ile karşılaşmalarına rağmen aldırmamışlar, boğaza karşı çaylarını yudumlar iken püfür püfür esen rüzgarın oralarının buralarının tutulmasına, boğazlarının ağrımasına, tüylerine yapışan terleri ile soğuk algınlığı-nezle gibi hastalıkların kendilerine bulaşmaya çalışmasına izin vermişler ama yine de "ayı gibi" oradan da ayrılmayı başarabilmişlerdir.

HalfBear'ın tekrar buluşma konulu ısrarlı telefonları ile kendilerine (azıcık, birazcık, küçücük, minicik) gelen ayıcıklarımız yine TrCub yönetiminde Taksim'e dönmüş ve günü orada kapatmışlardır.

 

Tabii ki Cumartesi Ayıları #5'te bahsi geçen konuların hemen hiçbiri açılmamış, xxx dengine göre adam bulamadığı için felsefe tartışamamış ve göbekler sıvı ile doldurulduğu için pek birşey yenememiştir.

Ancaaaaaaaaaaak, aşağıda kısa bir listesini okuyacağınız kimi önemli soruların cevapları ve kafa karıştırıcı sayılan bazı deyimlerin anlamları çok ama çok net bir şekilde o gün orada olanlar tarafından öğrenilmiştir:

          - Ayılar neden 4x4 gibi büyük arabalar severler?

          - "Bir eli yağda, bir eli balda" nasıl olunur?

          - "Ölmüş de cennete gitmiş gibi olmak" nasıl bir duygudur?

          - Buluşmalara niçin daha sık katılmalıyız?

          - "Çekinmek" ayılara özgü bir duygu olmalı mıdır?

          - Ormanda kaybolan yavru ayıların başına neler gelir?

          - Direksiyonun ele yapışacak kadar ısınması için arabanın kaç dakika boyunca güneş altında tutulması gerekir?

          - İngilizce ve Amerikanca'da kelimelerin cinsiyetleri arasında nasıl bir fark vardır?

          - Kaç oksijen atomu, kaç hidrojen atomu ile çarpışır ise reaksiyon sonucunda AŞK elde edilir?

          - Aynı anda aynı şeyi düşünüp aynı şeyi yapan kişiler biraraya gelir ise sonuç ne olur? Kabak kimin başına patlar? Kabak nedir?

          - Niye inatla küçücük bir masanın etrafına sıkış tıkış oturulur?

gibi..

 

İşte böyle...

Belki Türkiye Ayı Hareketi'ni kurtarmadık ama kendimiz çok başarılı bir şekilde eğlendirdik. Birkez daha bu eğlence dozunu yakalayıp yakalayamayacağımızı bilemiyoruz ama AYIstos ayında yine deneyeceğiz...

 

Adet olduğu üzere, buluşmaya ilk kez katılan TrCub'a klavyeyi devredelim ve bitirelim:

TrCub

"Çok güzel bir cumartesi günüydü, sizlerle tanışmak; eski dostları görmek..Daha fazla söylenecek ne var; bu Pazartesi ormanda az daha gerçek orman ayularını bile mıncıklayacaktım.... Bazı şeyler siz fark edene kadar orda öle durur hani, sizlerde bana dostluğu hatırlattınız... Hepinizi tek tek mıncıklarımmmm."

 

(trBEAR)