| Talihsizlikler yakamızı bırakmadı
yine... 4. buluşmadan bu yana aramıza katılan ve buluşmadan
haberdar olan ayılar gel(e)mediler... Moda Çay Bahçesi'nde sadece
beş ayı toplanabildi... Alfabear, Bearblond,
HalfBear, xxx ve TrBear.
Kimileri işlerini bırakamadılar, kimileri ise farklı nedenler ile
orada olamadı. Son saniyeye kadar "orada olacağım" diyen
kimi ayıcıklarımız ise telefon ederek gelemeyecekleri konusunda
bizi bilgilendirdiler.
Hava sıcaktı, deniz sakindi... Güneş
parlıyor, kuşlar ötüyordu... Hafif bir esinti vardı, kıllarımızda
biriken ter damlacıklarının verdiği rahatsızlıktan bizi kurtaran.
Yüzebilecek durumda değildik ama güneşlenmiş olduk; kel olanlarımızın
başına güneş geçmemiştir dileriz...
Farklı bir buluşma oldu.
- Herşeyden önce bu kez "ayılar
hep açtır" sözüne inat pek birşey yemedik. Ama sanıyorum
masadan kalkıp lavaboya koştururken, 38 bardaklık çay, soda, kola
vesaire atığı bıraktık geride.
- İkinci önemli fark içerikteydi; (gerçi
şu ana kadar hep "buluşma" kelimesini okudunuz ama) hep
istediğimiz şeyi bu kez gerçekleştirip toplantı
ortamını oluşturup ciddi konular konuştuk. O şirin
ayıcıkların göbeklerini sallayarak, gerdanlarını titreterek ateşli
ateşli tartışmalarını, konuşmalarını görmeliydiniz; çok şirinlerdi..
Öhm, neyse efenim; konunun ciddiyetine dönelim: Tartışma konusu "Türkiyede
Ayı Hareketinin Geleceği ve bu Gelecekteki Yerlerimiz"...
Panel adı gibi oldu ama, neyse... Farklı fikirler ortaya atıldı,
farklı açılardan olaya bakıldı, farklı farklı şeyler söylendi.
Sonucunu getiremedik tabii ki, ama bir sonraki buluşma/toplantıda
(12 Haziran 1999, İstanbul) devam edilmesi yönüne görüş
bildirdik.
xxx ve HalfBear'ın ayrılması sonrasında
diğer üç ayımız kafalarına göre takılmış; yeditepeli, ortasından
boğaz geçen ve hatta denizinde adaları olan koca şehrimiz İstanbul'un
Moda ve Kadıköy semtlerinde kimi zaman yürüyerek, kimi zaman araba
ile fink atmışlar, gün boyu aldıkları sıvı yetmiyormuş gibi
daha çay, daha kahve, daha su vs içerek ortalarda dolanmışlar;
sonra akşam yaklaşmış, tıpış tıpış inlerine dönmüşler (niye
hep -miş, -mış diyom ki, ööle yaptık işte)...
trBEAR
|