Dördüncü Buluşma

Kış bitti artık, artık uyanma zamanı...
Baharın gelişini (göbek tokuşturup, kıl sürtüştürerek) kutlamak için yine buluşuyoruz!!!...

organizatör ayumuzun bu buluşma davetinde kullandığı cümle idi...

Şimdi onun ağzından neler olduğu ve birkaç ekstra bilgi: "Walla, şimdi kimlerin geldiği yazılmalı ama o kadar çok gelen ve bir o kadar da giden oldu ki (sadece ayucuklar değil, bir sürü 'dost' da bize kısa ya da uzun süreliğine bize katıldı) ben bile isimleri, yerleri ve olayları sayamam sanırım. Yine de bi deneyeyim: trBEAR, Half_Bear, xxx, alfabear, bOutcider ve s.u.g.a.h ile başladık. Daha sonra Coty ve Cemm misafirimiz oldu. Half_bear'ın ve xxx'in rugrets oyuncakları ve alfabear'ın oyuncak ayısı masa üstündeydi o ara. Sonra superbear geldi; Coty ve Cemm gitti. Biz super'in yaptırdığı dövme bakır plakalara ve Keyabear tarafından yurtdışından getirilen filmlere ilgi gösterdik. bOutcider ve s.u.g.a.h gitti; Nietsche geldi. Sonra mekan değiştirdik, ve ben koptum o noktada... Sanırım yeni ayucukumuz Marcus ve can dostumuz EL o ara geldiler... Ya da EL bir sonraki mekanda geldi... Yok yok, galiba bi sonraki mekanda gelen kişi 'o sanal ortamlara takılmayan arkadaş'tı... O ara bi ara Keyabear sonunda yüzünü göstermeye karar verdi, ama hangi ara bunu yaptı karıştırdım.. bearlover'da o aralarda aramıştı sanırım... Alfa gider iken, tr Keya ile buluşmaya gitti, o ara birileri daha ayrıldı sanırım... Torci ne zaman geldi, Darlok ne zaman, hatırlayamadım. Sonra birileri bir yerlere gitti, birileri bir yerlerden geldi; sürekli birşeyler yenildi, sürekli birşeyler içildi. Bi ara tr'ın Keya'nın yeni getirdiği kasetler ile ortalıkta dolandığını, super'in bakırlarının devrildiğini ve kafamızı kapıya dikip o güzel ayının çıkışını beklediğimizi hatırlıyorum... Sonra kalkıp yine mekan değiştirdik, iletişimsizlik sonucu (sanırım) bearlover'ı bi yerlerde kaybettik. Sonra yine mekan değiştirdik ve yine ve yine.... Henüz 24 saat bile olmadı ama hatırlamıyorum, hatırlayamıyorum.. Daha sonra diğerleri de yardımcı olur ise, (hiç sanmıyorum ama) eksikleri kapatabiliriz.

Organizator ayumuz yukarıdaki satırları yazmıştı.. Ama işte gelin görün ki o gün orada olan bir başkası, yani Nietsche, hem organizator ayunun son cümlesininden dolayı yüzünü kara çıkarttı.. Nietsche'nin gelişine kadar olan bölümün doğruluğu tartışmaya halen açık olsa da, günün devamı aşağıdaki gibi (bu arada organizatör ayunun niye 'densis, pis, saygısıs, ayu işte' diye söylenip durduğunu siz düşünün).. Gerçi biraz uzun ama sıkılmayacaksınız (evet, o da tr gibi çok konuşuyo)..

     Hem ayu amnesizi gibi bi illete sahip olurlar hem de toplantı özeti yapmaya çalışırlar. Bu ne yaman çelişkidir? Ayu sevenler, ruhu ayu olanlar amneziden muaf oldukları için daha şanslılar heralde. O yüzden hafızası sinir bozacak kadar kuvvetli olan bendeniz siz ulu önderimize, affınıza sığınarak, bi takım hatırlatmalar yapıyor ve haddimi birazcık aşarak eklemeden edemiyorum, önder olcaksanız anılara ve ayrıntılara daha kadir şinas olmalısınız. Bu başımızın üstünde yeriniz yok demek mi? HAŞA!
     Bendeniz toplantıya bOutcider ve s.u.g.a.h. gittikten sonra katıldığım için öncesini elbette hatırlatamam size. Zaten anladığım kadarıyla siz de bundan sonra kopmuşsunuz ( Neden acaba???!!). Ben geldiğimde superbear, xxx, half_bear, Darlok, EL ve AlfaBear ortamda hali hazırda bulunuyordu. (Yani Darlok ve EL konusunda fena yanıldınız.) Ortama ağırlığımı koymam çok sürmedi ve bütün ayuları konsepte uygun bi mekan olan HALA'ya sürükledim (Koltuğunuza göz diktiğim sanılmasın.) Bir çok arkadaşımız henüz yemek yedikleri için neden Hala'ya uğradığımız konusunda şaşkındı. Onlara 'ayuların her zaman aç' olduğu hatırlatıldı derhal. Zaten içeri girdiğimizde tokluğundan dem vuranlar bile bir veya iki gözleme ısmarlayarak bu gerçeğin altını kalın kalın çizdi (xxx bi de mantı yedi, aynı esnada adımdan ilham alarak Darlok'la felsefe tartıştı). Markus işte tam bu esnada gruba katıldı. Bu kadar oynak ayu bi araya gelince elbette mekan şenlendi, mekan yöneticileri hısım hısım bakmaya başlayınca kalkmaya karar verildi. xxx Dulcinea'ya gitme fikrini ortaya attı ve hepimiz saatte 0.0084 metre hızla, salına salına mutluca bu mekana yöneldik. Ayu yürüyüşünün bu ağır kanlı temposuna uyamayanlar İstiklal Caddesinin canhıraş kalabalığı içinde kaybolur gibi olsa da birbirlerinin sıcaklığından yine kolayca birbirlerini buldular. Dulcinea'da aramıza çok kısa süreliğine de olsa özüne dönememiş bi ayu olan Şiir Eşkıyası katıldı, kendisi ayuları sever ama bi arkadaş, bi kardeş gibi sever. Neyse, bu arada sizin kopmanızı sağlayan bazı gidiş gelişler oldu, half_bear yediği yemekleri hazmedememiş olsa gerek rahatsızlanarak gruptan ayrıldı, Torci de bu esnada geldi. Siz önderimiz AlfaBear'ı elinden tutarak tıpış tıpış evine yollamaya gittiğinde biz geride kalanlar seferber olup xxx'e ormanına dönüş yolculuğu için otobüs bileti almaya gittik. Sonra tekrar toplanıldı, Markus ve superbear geride meçhul bi geleceğin tohumlarını atarken bırakılmıştı. Torci ve Darlok kimliği meçhul kinayeli amaçlarla bi süreliğine gruptan ayrılarak başbaşa brainstorming yapmayı tercih etti. xxx, EL, siz ve naçiz bendeniz başbaşa ADAM kafeye gittik. Bu mekanda kayda geçen en önemli anı sizin buzun mucizelerini keşfetmeniz oldu. Geç bi vakit gene acıktık ve Torci ile Darlok tarafından bi balık restoranına çağrıldık. Eve geç kalmayı bi süre daha geciktiren Şiir Eşkıyası da tekrar aramızdaydı. Yemekte brainstorming'in dozu kaçırılırak konsepte ihanet edildi ve siz dahil hepimize aksesuar muamelesi yapıldı. Ama bu kısmı hatırlatmayayım daha iyi. Daha geç bi vakit 5. Kat'a gitmeye karar verdiğinizde durumunuz pek te parlak değildi ve ben evli bi adam olarak erkenden ayrılmak zorundaydım.
     Bundan sonrası size kalmış.
     Bu özetta ayrıntılara fazla girmedim. Moraliniz bozulabilir ya da paranoyaya kapılabilirdiniz. Hatta olur da diğer ayu dostlarına ittirirseniz bu maili (forward'a türkçe karşılık buldum) liderlik imajınız sarsılabilir diye düşündüm.

     Saygılarımla....Katibiniz, dostunuz

Nietsche - the cryin' man....

 

Aslında o gün ciddi birşeyler de yaptık; konuşulması beklenen ciddi konulardan bir tanesini konuşuldu: "Buluşmaların düzenli periyodlarla (aylık) yapılması"... Bir sonraki buluşma tarihi olarak trBEAR'ın teklifi üzerine, buluşmanın onun doğumgünü partisi ile birlikte olabilmesi amacı ile 8 (ya da 15) Mayıs 1999.. Görünüşe göre "Cumartesi Ayıları" adını epeyce benimsedik. Mekan olarak bi ara 'ANKARA' adı geçti ama, henüz kesinleşmedi.

İkinci konu, bu web sitesinin İngilizce versiyonu idi... Konuşamadık...

Başka bir konu, Alfabear ve/veya Half_Bear'ın düzenleyecekleri bir trekking/kamping/piknik benzeri bir olay düzenlenmesi... Hadi bakalım... Şehrin göbeğinde takılan şehir ayularu biraz doğaya açılacak galiba.

Yakında hem biz öğreniriz, hem de siz öğrenirsiniz.