Ankara Buluşması (Yeni Tarz)

Bu tarihe kadar buluşmalarımızda mekan olarak İstanbul'u seçiyorduk... Ancak Mart ayındaki bu (Onuncu) buluşmamızda gaza gelip mekanımızı Ankara olarak belirledik... ve böylece bu tarihten sonra hep yapacağımız "iki günlük" haftasonu buluşmalarının ilkine imza atmış olduk... Grubun en aktif iki Ankara'lısının organize ettiği (trBEAR ve Babybear) buluşmanın nasıl geçtiğini kendi notlarından, trBEAR'ın ağzından dinleyelim:

1- kendileri Türkçe klavye ve büyük harf özürlüdürler, kusura bakmayın...
2- trBEAR=Mem`d_ali, Mem`d_ali=trBEAR.. nick değiştirmeye karar verdiği için karışıklıklara neden oluyor... Siz aldanmayın...

 

ankara'daki bir iki hafta onceki bulusma konulu birseyler yazilmadi.. oturup yazalim dedik...

alin size ilk bolum: "cumartesi"


----------------
cumartesi sabah, 5:15'te uyandim... guya gelecekleri karsilayacagim ya, kendimi sartlayinca boyle olur hep, vaktinden once uyanirim. kendimi zorlayip biraz daha yattim, 7:15'te artik yatakta kalamayacagimi farkettim. banyoya kosturup dusumu yaptim, trasimi oldum yani top sakalima bicim verdim, sonra oturdum bilgisayar basina.. eh, internet agirlikli bir grubun insanlari olarak internet bagimliligimiz var yani.. hem iyi bir zaman gecirme yoluydu.. maillere bakip son bir iptal var mi ogrenmeye calistim, yoktu... sevindim... telefonun calmasini beklerken (tabii ki) günün ayisi'na baktim, sitemize baktim, ziyaretci defterine-ziyaretci sayisina...

ve ilk telefon geldi, sash'ten. superbear'i bekleyecekmis terminalde, sonra beraber geleceklermis... benim karsilamam gereken cift Papazeus ve SonBear daha sonra aradilar.. gittim onlari aldim Atakule'den, eve donduk.. 15 dk sonra Super ve Sash, cep telefonunda eszamanli yol tarifi ile evi bulup geldiler.. Kahvalti hazirlamayi dusunurken yine telefon, Babybear.. Eh o da Ankarali, 15 dk icinde gelecegini soyledi.. ve biz "aclik ayilara yaramaz" diye basladik kahvalti hazirlamaya.. ama muamma'nin telefonu ile onlari beklemek durumunda kaldik.... boylece masanin etrafinda 4 cift oldu: Mem`d_ali&BabyBear, Papazeus&SonBear, Sash&Super, Muamma&Ozhan... Kakara kikiri bir kahvalti oldu, aile (!!) muhabbetleri yasandi.. Sonra yine telefonlar, Istanbul'dan gelecek diger kisiler ile.....

Biraz dinlendik, uyumak isteyenler (!!??) odalara cekildi..

Sonra ciktik, Super ve Sash'in pazar gunu giyecegi t-shirtleri yaptirmak uzere.. Once Papazeus'in isini halletmek uzere kargocuya gittik, o ara Soner ile tanistik... Baskicida yasanan salak ve sIkIcI muhabbetlerden sonra siparisimiz 1 saatte ancak verebildik.. o ara bir suru kaybolma, tekrar bulusma olayi yasandi, bol miktarda cep telefonu sarji bitirdik, telefon sirketleri cok para kazandi...

Gecikmis bir oglen yemegi icin Tadim pizza'ya dogru yollanirken "ya sunun surasinda birkac saat sonra aksam yemegi yiyecegiz, ne gerek var oraya gitmenin" diyen kisiler "ayilar her zaman actir" atasozunun gercekligini ogrendiler. cici cici oturup yediler yemeklerini... kalktigimizda aksam yemegi rezervasyonuna 1.5 saatimiz vardi, gidip tshirtleri aldik, yemege kadar oyalanmaya calisirken "vakit gecirmek icin eve gidip gelme" oyununun 3. levelini oynamaya karar verdik ama o arada yine telefon sirketlerine para kazandirip yanimiza bir ankara ayisini daha kattik, Recep... ve eve dogru yollandik....

eve geldigimizde asansorlerdeki "4 kisiliktir" yazisinin bize hitab etmedigi, "4 kisi ya da 2 ayi" seklinde düzeltilmesi gerektigini anladik.. zavalli asansor inleye inleye basladigi ve 4. katta bitmesi planlanan yolculuguna 3.5uncu katta ara vermek sorunda kaldi.. ama bu olayi da "ayi nesesi" ile karsiladik..

kimileri yine internet basina gecti, kimileri mutfaga daldi, kimileri de oturup cici cici sohbetler yapti.. o aksamki tartisma konusu ne gay yasamdi, ne de ayilar... "sehir bolge planlari ve belediyeler" konulu oldukca keyifli bir sohbet sicak ve soguk icecekler esliginde devam etmekte iken rezervasyon saati geldi ve yola koyulduk... hedefimiz Yakamoz Balik Lokantasi.... yasasin balik, yasasin raki... kim demis ayilar sadece bira icer diye...

Ama tam o anda yine telefon ve istanbul'dan gelen diger ayiciklarin karsilanma zamani.. bu is ev sahipleri olarak Mem`d ve Baby'ye dustu tabii ki.. istanbuldan gelen Thinny&Emotion, Poetic ve NewAge apar topar bir vaziyette arabaya tikistirilip Yakamoz'a donuldu...

Bol raki, bol balik, arada "ben balik yemem, burda baska birsey yok mu?", "cok icme guzelim", "icelim guzelleselim", "abi bu tabaktaki ne yaw?"... o ara yine telefon (gsm sirketleri bize ozel tarife acsin) sayesinde Blonde birkac saniyeligine bize katildi, geldigi gibi ayi hizi ile gitti... oole demeyin yaw, ayilar at hizinda kosabilirmis; isterlerse tabi.....neyse, devam ettik biz tikinmaya ve iyi de bi hesap geldi karsiliginda tabi.... hani derler ya, "ohhh.. suyundan da koy", oyle iste... neyse efenim yine de keyifli bi aksamdi, "raki sungeri ayi tayfasi"nin kimler oldugu ortaya cikti...

yemek sonrasi birkac dakika yuruyus.. sonra Graffiti disco'yu istila... sürü halinde dolasir iken ister istemez gittigin yeri istila etmen gerekiyor zaten.. iyi de oluyor.. yine icki, bol tepinmece, arada kacamak opucukler, azitma, daha cok tepinme, daha cok opucuk.... "artik gitsek, millet yoldan geldi yorgundurlar" diye dusunurken o yoldan gelen ayularun gobek hoplatmalarini izlemeye devam ettik.. yine tepindik, yine opustuk, arada bi takim olaylar oldu, hos seyler degildi atliyorum ama ayi zekasi, ayi pencesi, ayi gucu ve ayi hizi kullanilmasi gerekti...siz anlayin artik..

ne ise efenim, tekrar eve donduk.. bi yandan dosekler serilir, yataklar acilir, esneyip gobekler kasinir iken yine sohbetler basladi.. walla nasil oldu da 11 kisi sigabildi o eve bilmiyorum ama sigdi.... yorulanlar (nedense ankaralilardi bunlar) odalarina cekildiler, uyumak icin canim... digerleri ayi kahkahalari ile dolu sohbetlerine günün ilk isiklarina kadar devam ettiler.. ettiler tabi öyle yuksek sesle guluyolardi ki kac kere uyanip bagirdim, kesin sesinizi diye..

-----

neyse efenim,

pazar sabah uyandim, kapı caliyo, saat 9.. "eheheh basildiiik" derken, poetic elinde pogaca dolu bi torba ile iceri giriverdi. efenim caylar yapilmis, taze pogacalar. ama ayucuklaru uyandirmak kolay olmadi.. o ara Recep'in ve NewAge'in olmadigini farkettik... NewAge sonra dondu, alisverise gitmis.. neyse efenim yine tipik muhabbetler arasinda "kahvalti edelim/etmeyelim/pogaca aldik o kadar yiyinsene/dur ben simdi yumurta yapayim/bana bi cay verir misin/hadi cikalim disari yaaa" laflari arasinda birileri gidip muamma'nin olay arabasini getirdi.. kendileri gun boyu aramiza katilamayacagi icin,arabasini gonderdi.

eh, biz de bi araba, bi taksi dolustuk. thin ile emotion bizden ayrilip diger islerini halletmeye gittiler... kahvaltiyi evde yapmadik, hava guzel gibiydi, ataturk orman (!) ciftligi'nin yolunu tuttuk.. hava guzel ya hani, hani ormana gidiyoz, hani ayuyuz biz.. acik havaya oturcaz diye israr ettik, ayranlar, kofteler, kokorecler felan soyledik.. kiclarimiz donana kadar orda oturduk, montlar eldivenler cantalardan cikarildi... ama biz acik hava keyfi yapip agaclar altinda masalarda oturup tikindik.. bi tek babybear rahat etti o havada, onun da dogal kurk yapisi ve yag dokusu yardimci oldu sanirim.

yetmedi, orda usumek kesmedi bizi.. newage, Papazeus, SonBear, poetic, babybear, memdali, superbear, sash altilisi olarak olay arabaya tikisip hayvanat bahcesinin yolunu tuttuk.. kosa kosa (ayularun en yavas hizi ile, sallana sallana yani) ayu kafeslerine dogru ilerleyip atalarimizi ziyaret ettik... topu topu iki ayi vardi zaten...

grizzly (boz ayi) muhtesem bir yaratikti. harikaydi, kocamandi (cok da diil ama buyuktu iste). guzeldi.. digeri ise bi ayiydi iste.. (uzucu nokta: bakimsizdilar, kafesler kucuktu, bakicilar ilgisizdi.. etcil olan ayilara islatilmis bayat ekmek ve simit yediriliyordu.. ve hic oyuncaklari yoktu, uc yan kafes, diger yan duvar)

ayi kafesinin onunde epey bi oyalanip sonra diger kafesleri gezdik.. bakimsizlik icimizi titretti... o ara epey bi geyik yaptik, ozellikle geyikler-garip keciler ve bilimum boynuzlu yaratiklarin onunden gecer iken.. kopekler bolumunde oyalandik.. babybear'in bi husky ile muhabbetini dinledik. biz birsey anlamadik konustuklarindan am onlar anlastilar sanirim... kaplanlar ve aslanlar bolumunun en az ayilar kadar ilgi gordugunu de soylemeliyim.. niye bilmem...

o ara gsm sirketleri yine para kazandi ama thinbear tekrar aramiza katildi.. biz de garip bir sekilde bir kaplan postu ile dekore edilmis kafeteryada birseyler icmeye karar verdik.. ayi postlari, gercek ayilarin postlari ve bizim postlar uzerine muhabbetler koyduk..

eh vakit yaklasiyordu, artik sehre donmeye pasta-yuzuk-yemek ve Papazeus'in incinmis patisini doktora gostermek uzere geri donmeye karar verdik.... iki araba geldigimiz yolu tek arabaya tam 620 kilo sigdirarak, arabanin arkasini vurmadan ama on kismi erekte olmus bi vaziyette geri donduk.. muamma, emotion ve recep'in o an aramizda olmamasina sevindik. merak edenler icin, her ne kadar muamma aksini iddia etse de onlar da olsa idi 940kg'a cikacaktik, ama zaten arabaya hicbi sekilde sigamazdik o zaman, her bosluga birini yerlestirmistik)....

sehre dondugumuzde insanlari parca parca biyerlerde birakip hem arabayi rahatlattik, hem isleri halletmek uzere dagildik.. biz (babybear ve memdali) arabayi teslim edip Mulkiyeliler lokalinde yemek rezervasyonumuzu hallettik.. daha sonra filmi bombos cikacak olan kullan-at fotograf makinalarindan aldik o ara.. ve insanlari beklemeye basladik... epey uzun surdu bu, ve tahmin edeceginiz uzere gsm sirketleri yine epey para kazandi..

guzel bi yemek, yine bi dolu sohbet, dalli budakli geyikler devam etti, Papazeusin sargili patisine baktik gecmis ola dedik, aksam icin hazirlatilan pastanin kocaman kutusuna bakip yalandik.. sonra yine "eve gidip gelme oyunu" oynadik, ciciler giyildi alinacaklar alindi ve alternatif cafe-bar'daki rezervasyonumuza bir saate yakin gec de olsa yetistik.

efeniiiim, emotion oraya gelmisti, affable'imiz da oraya gelecekti.. bize ayrilmis 4 masaya esyalari atip muzik dolabina ve bara kosturduk.. sonra muamma amcam da bize katildi.. güruh/suru/grup halinde kendi kafamiza gore takildik, super ve sash opusurken araya parmak soktuk, gobek hoplatip danslar ettik, biralar rakilar ictik, muzik dolabindan sectigimiz sarkilari bekleyip ayu nesesi ile cevremizdekileri de azdirdik... bana oyle geldi ki (emin degilim, yaniliyor olabilirim, sanirim, sanki, galiba, tahminimce) o gece bardaki kimi tipleri rahatsiz ettik, erkek erkeklerden hoslanan erkek erkekler olarak kimilerinin ilk kez gordugu manzaralar sergiledik.. neyse, gidenler onlar oldu...

sonra efenim buyuk bir rastlanti sonucu (sanki planlanmis gibi) gunun ciftinin sectigi sarki (dove l'amore) basladigi sirada bir an isiklar sondu, tekrar yandigi anda pastamiz gelmisti... patiler, penceler birlestirildi, mum uflendi.. iyi dilekler, opucukler, "mutlu olun mutlu kalin" duyuldu. ayi seklindeki pasta üzerindeki "sonsuza kadar beAraberce" gibisinden bir yazinin oldugu (walla bi tek BEARaberce kismini hatirliyom) plakaya dokunumadan kesildi.. dilimlenmesi uzere geri gonderilir iken biz yine hopladik zipladik tepindik gobek tokusturduk, yine super ve sash'in dudaklari arasina parmak soktuk..  sonra harbiden ayilara yakisacak olcude dilimlenmis (herbir dilim normal bir pastanede 4 kisilik porsiyon eder) pastalarimiz gelince tepinmeyi biraktik, "elimizden duser yazik olur" diye.. kimse de itiraz etmedi, goturduler o koca dilimleri.. (bize nedense ayinin sol testisi geldi) tabi o ara tum marifetlerimizi gostererek "parmaktaki cikolatali pasta nasil yalanir" ve "cikolatali pastaya oral seks yapma" konulu sovlarimizi basarili bir sekilde sergiledik, pasta savasi yapmadik... her kirintiyi midemize indirdik.

efenim tam olarak hatirlayamadigim bir ara, yemek sirasinda bana ulasmis olan ayi seklindeki kutudan (kültüre bak yafff) yuzukler cikartildi ve ciftimizin parmaklarina takildi. o ara bangir bangir bir dans muzigi caliyordu, konusma yapilmadi, yapilamazdi da.. yine opucukler, yine tebrikler..... ve boylece ciftimiz arzu ettikleri sekilde hayatlarini birlestirmis oldular... "bir yastikta kocasinlar" diye yastik, "cocugunuz olmiycak ama idare edin" diye ayilar vs vs hediye edildi... onlar da copue tarafindan bir sekilde temin edilmis olan 3cm boyundaki ayiciklari o gunun anisina hepimize dagittilar... ayibasi ayi seklindeki yuzuk kutusunu cebine atti...

yine tepindik, yine opustuk, sarildik, danslar ettik, yine parmak soktuk (evet dudaklari arasina), yine mutluluklar diledik....

sonra ne yazik ki ayrilik vakti geldi.. "siz de gelin, bekleriz", "cok memnun oldum", "acaba bir gece daha kalsam mi".... kalanlar oldu, gidenlere pati salladik... azicik ic buruklugu, bolca mutluluk ve iyi gecirilmis bir hafta sonunun yorgunlugu ile bitirdik gunu......

trBEAR+Babybear

 

Not: Bu yazıda buluşma sırasında çektiğimiz kendi fotograflarımızı kullanmayı planlamıştık... Ancak buna önceden karar vermememiz ve son saniye çözümünün başarısız olması nedeni ile böyle kaldı... Üzgünüz.......