ankara'daki bir iki hafta onceki
bulusma konulu birseyler yazilmadi.. oturup yazalim dedik...
alin size ilk bolum: "cumartesi"
----------------
cumartesi sabah, 5:15'te uyandim... guya gelecekleri karsilayacagim ya,
kendimi sartlayinca boyle olur hep, vaktinden once uyanirim. kendimi
zorlayip biraz daha yattim, 7:15'te artik yatakta kalamayacagimi
farkettim. banyoya kosturup dusumu yaptim, trasimi oldum yani top
sakalima bicim verdim, sonra oturdum bilgisayar basina.. eh, internet
agirlikli bir grubun insanlari olarak internet bagimliligimiz var yani..
hem iyi bir zaman gecirme yoluydu.. maillere bakip son bir iptal var mi
ogrenmeye calistim, yoktu... sevindim... telefonun calmasini beklerken (tabii
ki) günün ayisi'na baktim, sitemize baktim, ziyaretci
defterine-ziyaretci sayisina...
ve ilk telefon geldi, sash'ten. superbear'i bekleyecekmis terminalde,
sonra beraber geleceklermis... benim karsilamam gereken cift Papazeus ve
SonBear daha sonra aradilar.. gittim onlari aldim Atakule'den, eve
donduk.. 15 dk sonra Super ve Sash, cep telefonunda eszamanli yol tarifi
ile evi bulup geldiler.. Kahvalti hazirlamayi dusunurken yine telefon,
Babybear.. Eh o da Ankarali, 15 dk icinde gelecegini soyledi.. ve biz
"aclik ayilara yaramaz" diye basladik kahvalti hazirlamaya..
ama muamma'nin telefonu ile onlari beklemek durumunda kaldik.... boylece
masanin etrafinda 4 cift oldu: Mem`d_ali&BabyBear, Papazeus&SonBear,
Sash&Super, Muamma&Ozhan... Kakara kikiri bir kahvalti oldu,
aile (!!) muhabbetleri yasandi.. Sonra yine telefonlar, Istanbul'dan
gelecek diger kisiler ile.....
Biraz dinlendik, uyumak isteyenler (!!??) odalara cekildi..
Sonra ciktik, Super ve Sash'in pazar gunu giyecegi t-shirtleri yaptirmak
uzere.. Once Papazeus'in isini halletmek uzere kargocuya gittik, o ara
Soner ile tanistik... Baskicida yasanan salak ve sIkIcI muhabbetlerden
sonra siparisimiz 1 saatte ancak verebildik.. o ara bir suru kaybolma,
tekrar bulusma olayi yasandi, bol miktarda cep telefonu sarji bitirdik,
telefon sirketleri cok para kazandi...
Gecikmis bir oglen yemegi icin Tadim pizza'ya dogru yollanirken "ya
sunun surasinda birkac saat sonra aksam yemegi yiyecegiz, ne gerek var
oraya gitmenin" diyen kisiler "ayilar her zaman actir"
atasozunun gercekligini ogrendiler. cici cici oturup yediler yemeklerini...
kalktigimizda aksam yemegi rezervasyonuna 1.5 saatimiz vardi, gidip
tshirtleri aldik, yemege kadar oyalanmaya calisirken "vakit
gecirmek icin eve gidip gelme" oyununun 3. levelini oynamaya karar
verdik ama o arada yine telefon sirketlerine para kazandirip yanimiza
bir ankara ayisini daha kattik, Recep... ve eve dogru yollandik....
eve geldigimizde asansorlerdeki "4 kisiliktir" yazisinin bize
hitab etmedigi, "4 kisi ya da 2 ayi" seklinde düzeltilmesi
gerektigini anladik.. zavalli asansor inleye inleye basladigi ve 4.
katta bitmesi planlanan yolculuguna 3.5uncu katta ara vermek sorunda
kaldi.. ama bu olayi da "ayi nesesi" ile karsiladik..
kimileri yine internet basina gecti, kimileri mutfaga daldi, kimileri de
oturup cici cici sohbetler yapti.. o aksamki tartisma konusu ne gay
yasamdi, ne de ayilar... "sehir bolge planlari ve belediyeler"
konulu oldukca keyifli bir sohbet sicak ve soguk icecekler esliginde
devam etmekte iken rezervasyon saati geldi ve yola koyulduk... hedefimiz
Yakamoz Balik Lokantasi.... yasasin balik, yasasin raki... kim demis
ayilar sadece bira icer diye...
Ama tam o anda yine telefon ve istanbul'dan gelen diger ayiciklarin
karsilanma zamani.. bu is ev sahipleri olarak Mem`d ve Baby'ye dustu
tabii ki.. istanbuldan gelen Thinny&Emotion, Poetic ve NewAge apar
topar bir vaziyette arabaya tikistirilip Yakamoz'a donuldu...
Bol raki, bol balik, arada "ben balik yemem, burda baska birsey yok
mu?", "cok icme guzelim", "icelim guzelleselim",
"abi bu tabaktaki ne yaw?"... o ara yine telefon (gsm
sirketleri bize ozel tarife acsin) sayesinde Blonde birkac saniyeligine
bize katildi, geldigi gibi ayi hizi ile gitti... oole demeyin yaw,
ayilar at hizinda kosabilirmis; isterlerse tabi.....neyse, devam ettik
biz tikinmaya ve iyi de bi hesap geldi karsiliginda tabi.... hani derler
ya, "ohhh.. suyundan da koy", oyle iste... neyse efenim yine
de keyifli bi aksamdi, "raki sungeri ayi tayfasi"nin kimler
oldugu ortaya cikti...
yemek sonrasi birkac dakika yuruyus.. sonra Graffiti disco'yu istila...
sürü halinde dolasir iken ister istemez gittigin yeri istila etmen
gerekiyor zaten.. iyi de oluyor.. yine icki, bol tepinmece, arada
kacamak opucukler, azitma, daha cok tepinme, daha cok opucuk.... "artik
gitsek, millet yoldan geldi yorgundurlar" diye dusunurken o yoldan
gelen ayularun gobek hoplatmalarini izlemeye devam ettik.. yine tepindik,
yine opustuk, arada bi takim olaylar oldu, hos seyler degildi atliyorum
ama ayi zekasi, ayi pencesi, ayi gucu ve ayi hizi kullanilmasi gerekti...siz
anlayin artik..
ne ise efenim, tekrar eve donduk.. bi yandan dosekler serilir, yataklar
acilir, esneyip gobekler kasinir iken yine sohbetler basladi.. walla
nasil oldu da 11 kisi sigabildi o eve bilmiyorum ama sigdi....
yorulanlar (nedense ankaralilardi bunlar) odalarina cekildiler, uyumak
icin canim... digerleri ayi kahkahalari ile dolu sohbetlerine günün
ilk isiklarina kadar devam ettiler.. ettiler tabi öyle yuksek sesle
guluyolardi ki kac kere uyanip bagirdim, kesin sesinizi diye..
-----
neyse efenim,
pazar sabah uyandim, kapı caliyo, saat 9.. "eheheh basildiiik"
derken, poetic elinde pogaca dolu bi torba ile iceri giriverdi. efenim
caylar yapilmis, taze pogacalar. ama ayucuklaru uyandirmak kolay olmadi..
o ara Recep'in ve NewAge'in olmadigini farkettik... NewAge sonra dondu,
alisverise gitmis.. neyse efenim yine tipik muhabbetler arasinda "kahvalti
edelim/etmeyelim/pogaca aldik o kadar yiyinsene/dur ben simdi yumurta
yapayim/bana bi cay verir misin/hadi cikalim disari yaaa" laflari
arasinda birileri gidip muamma'nin olay arabasini getirdi.. kendileri
gun boyu aramiza katilamayacagi icin,arabasini gonderdi.
eh, biz de bi araba, bi taksi dolustuk. thin ile emotion bizden ayrilip
diger islerini halletmeye gittiler... kahvaltiyi evde yapmadik, hava
guzel gibiydi, ataturk orman (!) ciftligi'nin yolunu tuttuk.. hava guzel
ya hani, hani ormana gidiyoz, hani ayuyuz biz.. acik havaya oturcaz diye
israr ettik, ayranlar, kofteler, kokorecler felan soyledik.. kiclarimiz
donana kadar orda oturduk, montlar eldivenler cantalardan cikarildi...
ama biz acik hava keyfi yapip agaclar altinda masalarda oturup tikindik..
bi tek babybear rahat etti o havada, onun da dogal kurk yapisi ve yag
dokusu yardimci oldu sanirim.
yetmedi, orda usumek kesmedi bizi.. newage, Papazeus, SonBear, poetic,
babybear, memdali, superbear, sash altilisi olarak olay arabaya tikisip
hayvanat bahcesinin yolunu tuttuk.. kosa kosa (ayularun en yavas hizi
ile, sallana sallana yani) ayu kafeslerine dogru ilerleyip atalarimizi
ziyaret ettik... topu topu iki ayi vardi zaten...
grizzly (boz ayi) muhtesem bir yaratikti. harikaydi, kocamandi (cok da
diil ama buyuktu iste). guzeldi.. digeri ise bi ayiydi iste.. (uzucu
nokta: bakimsizdilar, kafesler kucuktu, bakicilar ilgisizdi.. etcil olan
ayilara islatilmis bayat ekmek ve simit yediriliyordu.. ve hic
oyuncaklari yoktu, uc yan kafes, diger yan duvar)
ayi kafesinin onunde epey bi oyalanip sonra diger kafesleri gezdik..
bakimsizlik icimizi titretti... o ara epey bi geyik yaptik, ozellikle
geyikler-garip keciler ve bilimum boynuzlu yaratiklarin onunden gecer
iken.. kopekler bolumunde oyalandik.. babybear'in bi husky ile
muhabbetini dinledik. biz birsey anlamadik konustuklarindan am onlar
anlastilar sanirim... kaplanlar ve aslanlar bolumunun en az ayilar kadar
ilgi gordugunu de soylemeliyim.. niye bilmem...
o ara gsm sirketleri yine para kazandi ama thinbear tekrar aramiza
katildi.. biz de garip bir sekilde bir kaplan postu ile dekore edilmis
kafeteryada birseyler icmeye karar verdik.. ayi postlari, gercek
ayilarin postlari ve bizim postlar uzerine muhabbetler koyduk..
eh vakit yaklasiyordu, artik sehre donmeye pasta-yuzuk-yemek ve Papazeus'in incinmis patisini doktora gostermek uzere geri donmeye karar
verdik.... iki araba geldigimiz yolu tek arabaya tam 620 kilo sigdirarak,
arabanin arkasini vurmadan ama on kismi erekte olmus bi vaziyette geri
donduk.. muamma, emotion ve recep'in o an aramizda olmamasina sevindik.
merak edenler icin, her ne kadar muamma aksini iddia etse de onlar da
olsa idi 940kg'a cikacaktik, ama zaten arabaya hicbi sekilde sigamazdik
o zaman, her bosluga birini yerlestirmistik)....
sehre dondugumuzde insanlari parca parca biyerlerde birakip hem arabayi
rahatlattik, hem isleri halletmek uzere dagildik.. biz (babybear ve
memdali) arabayi teslim edip Mulkiyeliler lokalinde yemek
rezervasyonumuzu hallettik.. daha sonra filmi bombos cikacak olan kullan-at
fotograf makinalarindan aldik o ara.. ve insanlari beklemeye basladik...
epey uzun surdu bu, ve tahmin edeceginiz uzere gsm sirketleri yine epey
para kazandi..
guzel bi yemek, yine bi dolu sohbet, dalli budakli geyikler devam etti, Papazeusin sargili patisine baktik gecmis ola dedik, aksam icin
hazirlatilan pastanin kocaman kutusuna bakip yalandik.. sonra yine
"eve gidip gelme oyunu" oynadik, ciciler giyildi alinacaklar
alindi ve alternatif cafe-bar'daki rezervasyonumuza bir saate yakin gec
de olsa yetistik.
efeniiiim, emotion oraya gelmisti, affable'imiz da oraya gelecekti..
bize ayrilmis 4 masaya esyalari atip muzik dolabina ve bara kosturduk..
sonra muamma amcam da bize katildi.. güruh/suru/grup halinde kendi
kafamiza gore takildik, super ve sash opusurken araya parmak soktuk,
gobek hoplatip danslar ettik, biralar rakilar ictik, muzik dolabindan
sectigimiz sarkilari bekleyip ayu nesesi ile cevremizdekileri de
azdirdik... bana oyle geldi ki (emin degilim, yaniliyor olabilirim,
sanirim, sanki, galiba, tahminimce) o gece bardaki kimi tipleri rahatsiz
ettik, erkek erkeklerden hoslanan erkek erkekler olarak kimilerinin ilk
kez gordugu manzaralar sergiledik.. neyse, gidenler onlar oldu...
sonra efenim buyuk bir rastlanti sonucu (sanki planlanmis gibi) gunun
ciftinin sectigi sarki (dove l'amore) basladigi sirada bir an isiklar
sondu, tekrar yandigi anda pastamiz gelmisti... patiler, penceler
birlestirildi, mum uflendi.. iyi dilekler, opucukler, "mutlu olun
mutlu kalin" duyuldu. ayi seklindeki pasta üzerindeki "sonsuza
kadar beAraberce" gibisinden bir yazinin oldugu (walla bi tek
BEARaberce kismini hatirliyom) plakaya dokunumadan kesildi..
dilimlenmesi uzere geri gonderilir iken biz yine hopladik zipladik
tepindik gobek tokusturduk, yine super ve sash'in dudaklari arasina
parmak soktuk.. sonra harbiden ayilara yakisacak olcude
dilimlenmis (herbir dilim normal bir pastanede 4 kisilik porsiyon eder)
pastalarimiz gelince tepinmeyi biraktik, "elimizden duser yazik
olur" diye.. kimse de itiraz etmedi, goturduler o koca dilimleri..
(bize nedense ayinin sol testisi geldi) tabi o ara tum marifetlerimizi
gostererek "parmaktaki cikolatali pasta nasil yalanir" ve
"cikolatali pastaya oral seks yapma" konulu sovlarimizi
basarili bir sekilde sergiledik, pasta savasi yapmadik... her kirintiyi
midemize indirdik.
efenim tam olarak hatirlayamadigim bir ara, yemek sirasinda bana ulasmis
olan ayi seklindeki kutudan (kültüre bak yafff) yuzukler cikartildi ve
ciftimizin parmaklarina takildi. o ara bangir bangir bir dans muzigi
caliyordu, konusma yapilmadi, yapilamazdi da.. yine opucukler, yine
tebrikler..... ve boylece ciftimiz arzu ettikleri sekilde hayatlarini
birlestirmis oldular... "bir yastikta kocasinlar" diye yastik,
"cocugunuz olmiycak ama idare edin" diye ayilar vs vs hediye
edildi... onlar da copue tarafindan bir sekilde temin edilmis olan 3cm
boyundaki ayiciklari o gunun anisina hepimize dagittilar... ayibasi ayi
seklindeki yuzuk kutusunu cebine atti...
yine tepindik, yine opustuk, sarildik, danslar ettik, yine parmak soktuk
(evet dudaklari arasina), yine mutluluklar diledik....
sonra ne yazik ki ayrilik vakti geldi.. "siz de gelin, bekleriz",
"cok memnun oldum", "acaba bir gece daha kalsam
mi".... kalanlar oldu, gidenlere pati salladik... azicik ic
buruklugu, bolca mutluluk ve iyi gecirilmis bir hafta sonunun yorgunlugu
ile bitirdik gunu......
trBEAR+Babybear |