Aşağıdaki resimlere tıklayarak
daha büyüklerini görebilirsiniz.

















Yürüyüşte taşıdığımız dövizler ve
  atılan sloganlar ise aşağıda:



"Kurtuluş yok tek başına, 
ya hep beraber ya hiç birimiz."

"Ne suç ne günah,
yaşasın eşcinsel aşk."

"Homofobi her yerde, direniş de."

"Eşcinseller değil,
sınıfı bölen homofobidir."

"Teslim olmak yok,
homofobi ezilecek."

"Pembe üçgen paris'te,
ankara'da, her yerde."

"Eşcinseller okulda, fabrikada,
sendikada, her yerde."

"Onuncu maddeye ek,
cinsel yönelim."

"İbne değil eşcinsel,
gey lezbiyen burdayız."

"Eşcinseliz, gerçeğiz, burdayız."

"Eşcinsellik gerçektir,
realite tanınsın."

"Eşcinseller geliyor,
özgürlüğe yürüyor."

"Maskeleri attık, gemileri yaktık,
geri döniş yok."

"Her zaman her yerde eşcinsel."

"Yaşasın
eşcinsel kurtuluş hareketimiz."

Kaos GL'nin geçen yıl 1 Mayıs yürüyüşüne katılarak başlattığı bir ilki tekrarlamak ve kamusal alana açık kimlikler ile çıkarak haklar mücadelesine katılmak amacı ile 2002 yılı 1 Mayıs yürüyüşünde biz de yer almak istedik. Çeşitli nedenler ile sadece iki kişi ile katılabildik, Tarkan ve Murat. 

Ankara'da Kaos GL, biz ve 'İnsanca Yaşam Platformu'ndan bir grup travesti ve transseksüel arkadaşımız yürürken; İstanbulda da Lambdaİstanbul'dan arkadaşlarımız açık kimlikleri ve dövizleri ile meydandaydılar.

Kaos GL Dergisi'nin 11. sayısında (Yaz 2002) yürüyüşe geniş yer verilmiş. Burada dergideki yazının küçük bir kısmını, yani Tarkan ve Murat'ın kendi ağızlarından yaşadıklarını okuyacaksınız: 

Ben kısaca algıladığım kendi iç dünyamda biçimlenen 1 Mayıs resmini size birkaç cümle ile anlatmaya çalışayım..

Yürümeye başlarken birşeyler için orada var olduğumuzu biliyorduk.. Kişiler, sözler, bakışlar ve bakışmayışlar.. Aslında hiç önemli değildi.

Önemli olan tekşey, biz olmaktı..aynı şeyi bir ağızdan söylemek, aynı yolda hep birlikte aynı adımları arşınlamak.. Gittiğimiz yer bir meydan değildi, ortak bir amaçtı.. Yürüdüğümüz yol, yol değildi, amaçlarımız için bir savaştı..

Savaşımızda ortak yakılan sigaralar, sigara değildi.. Bölüşüp yediğimiz simit, simit değildi.. Bakışlar, kesiştikçe verilen gülücükler, gülücük değildi.. Adeta gelecek için yapılan ve yazıya dökülmemiş, ama hep geçerli kalacak olan bir birliktelik, bir mücadele anlaşması idi..

Ve biz o kadar birdik..Ve bir olmaktan o kadar mutlu idik ki.. Bizi teklerin bir çoğu küçümseyen bakışları ile ki aslında bunlar kıskanç bakışlardı, lime lime etmek istediler.. Ama biz artık bizdik, başaramadılar..

Ve biz o kadar birdik.. Ve bir olmaktan o kadar mutlu idik ki.. Bizi teklerin çoğu büyülenmiş bakışları ile ki aslında bunlar kıskanç bakışlardı, aramıza katılmak istediler.. Ama biz zaten bizdik, anlayamadılar..

Ve biz o kadar birdik.. Ve bir olmaktan o kadar mutlu idik ki.. Kayboldu o anlar içerisinde benler.. O kadar çok olmuştuk ki birbirimizle, hiç olmadığımız kadar sessiz, hiç olmadığımız kadar çığlık çığlığa idik..

Yolumuzda idik, amaçlarımızda idik, biz idik, hepimiz idik..

Hepinizi özlemle, hasretle kucaklıyorum..

Tarkan Güneş (Sempa_tie_)

 

 

Hayatımın ilk 1 Mayıs'ını bu bahar yaşadım. İyi de oldu. Daha önce yeterince kavrayamadıgım bazı şeyleri kavramama, korktugum bazı şeyleri yenmeme yardımcı oldu. Bu korku out olma korkusu degildi elbette. Out olmak gibi bir korkum olmadı hayatımın hiç döneminde. Zaten kendini oldugu gibi ortaya koyan bir insandım. Liseden sonra hiç saklamadım kimligimi, yine de hemen hemen hiç bir tepki almadım ne ailemden, ne üniversite yıllarımda hocalarımdan, ne de iş çevremden. Buna ragmen korkuyordum. Adını koyamadıgım bir korku.....

Aylar öncesinden kafama koymuştum bu seneki 1 Mayıs'ı. Geçen senenin intikamını alacaktım :O) Uyur kalırım diye bir gece öncesinden yatmadan sabahlamıştım.Kalbim küt küt ata ata yola çıktık, Kaos Kültür Merkezi'ne doğru. Orada heyecanım daha da arttı. Etrafdaki tecrübeli arkadaşlara sordum.... "Normaldir, bizimde öyle olmuştu geçen sene" dediler. Hep beraber (yaklaşık 20-22 kişi) yürüye yürüye Maltepe'ye ulaştık ve kortejde yerimizi aldık. Tüm gruplar Tandoğan Meydanı'nda buluşacaktı. Yürüyüş başlayana kadar gelene geçene bildiriler dağıtıldı, meraklı izleyicilere dövizlerimizi gösterdik. Söyleyecegimiz sloganları tekrarladık. Sürekli gülümsedik, susadık, sigara içtik, bol bol konuştuk. Hava çok güzeldi, yürüyüşün ilk 1 saatine kadar :OP

Neyse yürüyüş saati geldi çattı. Ellerimizde gökkuşağı bayraklarımız, eşcinsel döviz ve pankartlarımız gururla, heyecanla birazda ilk olması nedeniyle kalbimiz güm güm ata ata başladık kortejle birlikte yürümeye. Bir yandan sloganlar atıyor bir yandan da gelene geçene "biz buradayız" dercesine pankartlarımızı gösteriyorduk. Sonra bir baktık gök gürlüyor. Ben "eyvah bütün dövizler ıslanacak, çöpe gitti" dedim. Çünkü bastırdığımız dövizler sudan etkilen, boyaları akan cinsdendi. Öyle de oldu :OP Hatta karton ıslanınca bizim dövizler iyice boynunu büktü. Kaos GL'lilere "zaten pasif bir grubuz, baksanıza dövizlerimiz bile dik durmuyor" diye espri yaptık Artık yediler mi yemediler mi orasını bilemiyorum. :OPP

Bir binanın önünden geçerken kadınlı, erkekli bir grup alkışları ile bizlere destek oldular. Bazen ağır adımlarla, bazen koşarak yaklaşık 3 saatlik bir yürüşün sonunda Tandoğan Meydanı'na geldik ve meydana alınmak üzere beklemeye başladık.  Bekleyiş sırasında etrafdakilerin meraklı, ilgili bazen de sinsi ve aşağılıyıcı bakışlarını görmenizi isterdim. Ama bu durum bizi daha da motive etti. Polislerin durumu daha da komikti. Birbirlerini dürterek sürekli bizleri göstererek birşeyler anlatıyorlardı birbirlerine. Cidden komiktiler. Meydana girişte polisler bizi lezbiyenler bu taraftan gayler bu taraftan girecek diye ikiye ayırdılar. "Biz de kadınız, biz de lezbiyeniz" diye itiraz ettik. Ama yemediler :O)) Biz yine selamlık kısmından girdik meydana. Girişte kızların kolundaki pempe üçgenli bantları sökmüşler. Bizimkileri almadılar nedense. Lezbiyen kardeşlerimiz "gördünüz mü burada bile ayırımcılık yapıyorlar" dediler.

Meydanda binlerce insan içinde başladık sloganlar atmaya. Attıkça çoştuk, çoştukça heyecanlandık. Özellikle "anarşistler" ortalığı iyice bayram yerine çevirdiler, oldukça neşeli bir gruptular. Zaman zaman aynı sloganları attık beraberce. Saatler 13:30'u gösterirken bizim iyice cılkımız çıkmış, artık ayakta duracak halimiz kalmamıştı. Bir yandan 4 saate yakın bir yürüyüş, bir yandan uykusuzluk, bir yandan yağmurdan sırılsıklam olmuşuz. Neyse ki artık yürüyüşün sonuna gelmiştik, Kaos GL' li kardeşlerimizle beraberce resim çektirdikden sonra ayrıldık.

Eve yorgun ama daha gururlu ve kendimize olan saygımız daha da artmış bir şekilde döndük. Uyuduk.......zzzzzzzzz

Murat Gülçiçek (Husbear)

 

Kaos GL'nin yazdığı gibi:

"Galiba her şey güzel olacak. Çok mu, az mı olacağına yine eşcinseller olarak hep birlikte karar verebiliriz..."

 

Daha çok ve ayrıntılı bilgi için lütfen Kaos GL'nin 11. sayısına bakınız. Dergiyi kitapçılardan ya da Kaos Kültür Merkezi'nden edinebilirsiniz.

Kaos Kültür Merkezi
Selanik Caddesi 48/8 Kızılay / Ankara
Pazartesi-Cumartesi 14:00 - 18:00
Tel / Fax: +90.312. 418 87 15
dergi@kaosgl.com 
www.kaosgl.com